Kendinizi tamamen yalnız hisseder ve kendi lisanınızı konuşan kişileri ararsınız. O ülkede yalnız kalmaya devam ederseniz duyarak ve duyduğunuz kelimeleri somut nesnelerle eşleştirerek etrafta olup bitenler hakkında fikir yürütmeye başlarsınız. Zamanla onların konuşmalarını basitten zora doğru tekrar eder isteklerinizi karşılamaya çalışırsınız. Bir süre sonra da karşılıklı konuşmaya başlarsınız. Bu konuşmanın öğrenilmesi sürecidir. Bu süreçte daha önce belirttiğimiz gibi normal bir işitme şarttır. Normal işleyen, sorgulayabilen düşünen bir beyin şarttır. İstek ve ihtiyaç şarttır. Yine örneği düşünürsek, hiç kimse ile iletişime geçmeyip kendi içinize kapanabilir ve lisanı öğrenmeyi reddedebilirsiniz. Aynı zamanda normal konuşma organlarına sahip olunması da şarttır. Konuşma organları dediğimizde dudaklar, dişler, dil, sert ve yumuşak damaklar, çene, akciğerler, ağız ve burun boşlukları, nefes borusu ve bunların hareketini sağlayan kaslar önem taşımaktadır. Dilini hareket ettirmekte zorlanan bir kişinin konuşması da bu bozukluktan etkilenecektir. Dişleri olmayan bir kişinin konuşması da normalden farklıdır. Yarık damağı olan kişiler konuşmayı burundan kaçırarak yaparlar.
Tüm konuşma sesleri farklı konuşma organlarının hareketi ile ortaya çıkarlar. Örneğin; –b sesi için iki dudağınızı kapatıp akciğerlerinizden gelen hava ile birden açmak gerekli iken, -d sesi için dilinizin uç kısmını üst dişlerin arkasında ve damak üzerinde yerleştirmeniz gereklidir.
Konuşma üretimi de en az konuşmanın öğrenilmesi kadar zor ve zaman isteyen bir süreçtir. Özellikle çocuklar bazı sesleri bazı yaşlarda organik olarak hazır olmadıklarından üretemeyebilirler. Konuşma bozuklarının tespit edilmesinde sadece işitme fonksiyonunun yeterli olmasına bakılmamalı, çocuğun yaşı, motor gelişim özellikleri, nörolojik durumu da değerlendirilmelidir.
Normal gelişimine devam eden bir çocuğun çevresinde sürekli konuşan, onunla yaşantıyı paylaşan, kelime alışverişi yapan, kitap okuyan bir anne-baba ya da birlikte olduğu ve bakımına yardımcı kimseler varsa, konuşma gelişimi de zamanında olacaktır. Bunun aksini düşündüğümüzde, evde yaşlı bakıcısı ile kalan konuşma uyaranını çok nadir alan, sürekli uyutulan ya da televizyon karşısına mahkum edilen bir çocuğun konuşma gelişimi de eksik kalacaktır. Günümüzde televizyon konuşma bozukluğu/geriliğine sebep olan en olumsuz etkendir.
Sevgili anne ve babalar, çocuğunuzu konuşma geriliği ya da bozukluğu açısından doktor doktor dolaştırmadan önce lütfen çocuğunuz ile olan sözel ilişkinizi gözden geçiriniz. Çocuğunuzun daha bol konuşma uyarımı almasını sağlayınız. Evde konuşmayan bakıcılar yerine yaşıtları ile birlikte olacağı kreş ve anaokuluna yönlendiriniz. Çocuğunuz konuşmayı konuşulanları taklit ederek öğrenecektir unutmayınız.