Evlilik birliğinin kuruluşu, eşlerin birbirlerine karşı hak ve yükümlülükleri, doğacak çocukların soy bağı ve miras bakımından önemli olan, medenî nikâh ve onunla ilgili resmî kayıtlardır. Hukukî bakımdan sonuç doğuran işlem, evlendirme memuru tarafından kıyılan medenî nikâhtır. İl ve ilçe müftülüklerine evlendirme memurluğu görev ve yetkisinin verilmesi, onlar için dinî hizmetlerle ilgili asıl görevleri yanında bu görevlerini aksatabilecek fazladan bir yük, üstelik Anayasal güvenceye bağlanmış bir devrim kanunu olarak medenî nikâh ilkesine aykırı bir düzenleme olacaktır. Kanun Tasarısı’nın Genel Gerekçesi’nde ifade edilen “Vatandaşlarımızın evlenme işlemlerini kolaylaştırmak ve daha kolay ve seri bir şekilde hizmet almalarını sağlamak amacı”, “il ve ilçe müftülüklerine de evlendirme memurluğu yetkisi” verilmesini gerektirmez. Bunu başarmak için Anayasa’ya aykırı ve din istismarına yönelik bir yasa değişikliği yapmaksızın, yürürlükteki yasaların tam olarak uygulanması yeterlidir.
MÜFTÜLERE EVLENDİRME MEMURU YETKİSİ
VERİLMESİ ANAYASA’YA AYKIRI OLUR
Prof. Dr. Hikmet Sami TÜRK
- Giriş
İçişleri Bakanlığı’nca hazırlanıp Bakanlar Kurulu’nca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, 25.4.2006 tarih ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun “Evlendirme yetkisi” kenar başlıklı 22. maddesinin II. fıkrasına “il ve ilçe müftülüklerine” ibaresini eklemek suretiyle Bakanlıkça onlara da evlendirme memurluğu görev ve yetkisinin verilebilmesini öngörüyor (m. 6).
Evlenme, bir erkekle bir kadının ömürlerini birlikte geçirmek, ortak bir yaşamı paylaşmak için yaptıkları bir sözleşmedir. Her evlilikle yeni bir aile kurulur. Aile, toplumun zaman içinde çocuklarla büyüyen ve genişleyen, içinden yeni aileler çıkan en küçük birimidir. Anayasa’mıza göre “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.” (m. 41/I).
Türk Medenî Kanunu, ailenin kuruluşunu, bu amaçla evlendirme memurluğuna yapılacak başvuruyu ve onun şeklini, başta nüfus cüzdanı ve nüfus kayıt örneği olmak üzere birlikte sunulacak belgeleri, başvurunun incelenmesini, ret durumunda itiraz ve yargılama usulünü, evlenme töreninin koşullarını, yapılışını, tören yerini ve şeklini, törenden sonra evlendirme memuru tarafından eşlere bir aile cüzdanı verilmesini, aile cüzdanı gösterilmeden evlenmenin dinî töreninin yapılamayacağını, evlenme işleminin yönetmelikle düzenlenen biçimde evlenme kütüğüne tescil edilmesini ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir (m. 134-144).
Birden çok kadınla evlenmeye izin veren ve her konuda erkeğe üstünlük tanıyan eski hukuktan farklı olarak; tek eşliliği zorunlu kılan 17 Şubat 1926 tarih ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi ile onun yetmiş beş yıllık bir uygulamadan sonra 21. yüzyıl koşullarına göre yenilenmiş bir şekli olan, kadın-erkek eşitliğini her yönüyle gerçekleştiren, yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma sistemi ile eşitliğin maddî temellerini sağlamlaştıran 22 Kasım 2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun evlenmeye ve aile birliğine verdikleri önem, daha başlangıçtaki işlemlerle ilgili, eski hukuka göre devrim niteliğindeki bu hükümlerden anlaşılabilir.
- Evlendirme Memuru Tarafından Kıyılan Medenî Nikâh ve Yapılmak İstenen Değişiklik
Türk Medenî Kanunu’na göre; “Evlendirme memuru, belediye bulunan yerlerde belediye başkanı veya bu işle görevlendireceği memur, köylerde muhtardır.” (m. 134/II). Aynı hükmü tekrarlayan Evlendirme Yönetmeliği (m. 7) ile Nüfus Hizmetleri Kanunu (m. 22/II), buna şu hükümleri eklemiştir: “Bakanlık (İçişleri Bakanlığı), il nüfus ve vatandaşlık müdürlüklerine, nüfus müdürlüklerine ve dış temsilciliklere evlendirme memurluğu yetkisi ve görevi verebilir. Eşlerden birinin yabancı olması hâlinde evlendirmeye belediye evlendirme memurlukları ile nüfus müdürleri yetkilidir.”
Yeni Tasarı, Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 22. maddesinin II. fıkrasına ilk cümledeki “dış temsilciliklere” ibaresinden sonra gelmek üzere, dolayısıyla mantıkî bakımdan uygun olmayan bir sırada “il ve ilçe müftülüklerine” ibaresinin eklenmesini öngörüyor. Bu konuda Genel Gerekçe’de yapılan açıklama şöyle:
“Vatandaşlarımızın evlenme işlemlerini kolaylaştırmak ve daha kolay ve seri bir şekilde hizmet almalarını sağlamak amacıyla il ve ilçe müftülüklerine de evlendirme memurluğu yetkisi verilmektedir.”
- Anayasal Güvenceye Bağlanmış Hükümler
Tasarı ile Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 22. maddesinin II. fıkrasına eklenmek istenen ibare, lâik temellere dayalı bir hukuk sisteminde doğru olmayan, din farkı gözetmeksizin tüm inanç gruplarını kucaklamadığı için hukuk kurallarının genellik ilkesiyle bağdaşmayan, üstelik Anayasa’ya aykırı bir değişikliktir. Evlenme işleminin evlendirme memuru önünde Türk Medenî Kanunu’nun koyduğu kurallara göre yapılması, Anayasa ile de güvence altına alınmıştır. 1961 Anayasası’nın “Devrim kanunlarının korunması” kenar başlıklı 153. maddesinden 1982 Anayasası’na “İnkılâp kanunlarının korunması” kenar başlığıyla aynen alınan 174. maddeye göre; “Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılâp kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz.” 174. maddede kronolojik sırayla gösterilen ve anayasal güvence altına alınan 8 kanundan 4., şöyle tanımlanmıştır:
“17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsiyle kabul edilen, evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medenî nikâh esası ile aynı Kanunun 110 uncu maddesi hükmü”.
1982 Anayasası’nın halkoyu ile kabul edildiği 7 Kasım1982 tarihinde yürürlükte bulunan Türk Kanunu Medenîsi, –yukarıda değinildiği gibi– yerini bugün 22 Kasım 2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’na bırakmıştır. Fakat aynı ilke ve yeni bir madde numarasıyla aynı hüküm, bugün de yürürlüktedir. Yeni Türk Medenî Kanunu’nun evlenme başvurusu ve töreni konusunda yukarıda değinilen hükümleri arasında evlenme töreninin evlendirme memuru önünde yapılacağına ilişkin medenî nikâh ilkesi, 141 ve 142. maddelerinde düzenlenmiştir. 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi’nin 110. maddesi, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 143. maddesinde şu hükümlerle devam etmektedir:
“Evlenme töreni biter bitmez evlendirme memuru eşlere bir aile cüzdanı verir.
Aile cüzdanı gösterilmeden evlenmenin dinî töreni yapılamaz.
Evlenmenin geçerli olması dinî törenin yapılmasına bağlı değildir.”
Görüldüğü gibi, bu maddede medenî nikâhın dinî kurallara uyarınca kıyılan imam nikâhına göre önceliği kesin bir hükümle ifade edilmiştir. Yakın zamanlara kadar bu konuda Türk Ceza Kanunu’nun 230. maddesinin (5) ve (6) numaralı fıkralarında paralel hükümler de vardı:
“(5) Aralarında evlenme olmaksızın, evlenmenin dinsel törenini yaptıranlar hakkında iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir. Ancak, medenî nikâh yapıldığında kamu davası ve hükmedilen ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.
(6) Evlenme akdinin kanuna göre yapılmış olduğunu gösteren belgeyi görmeden bir evlenme için dinsel tören yapan kimse hakkında iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir.”
Bu fıkralar, Anayasa Mahkemesi’nin aynı konuda daha önceki içtihadını değiştirerek oyçokluğuyla verdiği 27.5.2015 tarih ve E. 2014/36, K. 2015/51 sayılı hatalı Kararıyla iptal edilmiştir(1). Oysa iptal edilen fıkraların amacı, Türk Medenî Kanunu’nun tek eşli evliliğe ilişkin hükümlerinin uygulanmasını ceza yaptırımlarıyla da güvence altına almaktı. İptal edilen fıkralar, dinî nikâhı yasaklamaya değil, öncelikle ve mutlaka medenî nikâhın yapılmasını sağlamaya; böylece dinî nikâhla yetinip, medenî nikâhın özellikle kadın ve çocuklar bakımından sağlayacağı haklardan yoksun kalmayı önlemeye, onları korumaya yönelikti(2).
Bu bakımdan Anayasa’nın “İnkılâp kanunlarının korunması” hakkındaki 174. maddesinin de yeni Türk Medenî Kanunu’na göre güncelleştirilmesi, “Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini koruma amacını güden” kanun hükümlerinden biri olarak 4. bendin kronolojik sıraya göre 8. bent olarak aşağıdaki şekilde yazılması, şimdiki 5, 6, 7 ve 8. bentlerin birer numara küçültülerek öne alınması uygun olacaktır:
“22 Kasım 2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ile kabul edilen, evlenme töreninin evlendirme memuru önünde yapılacağına ilişkin medenî nikâh ilkesi ile aynı Kanunun 143 üncü maddesi”.
- Müftülüklere Evlendirme Memuru Yetkisi Verilmesi
İçişleri Bakanlığı’nca hazırlanıp Bakanlar Kurulu’nca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan Kanun Tasarısı ile Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda yapılmak istenen değişiklikle Bakanlıkça “il ve ilçe müftülüklerine” de evlendirme memurluğu görev ve yetkisinin verilebilmesi, Anayasa’nın 174. maddesinin 4. bendine aykırı bir düzenleme olacaktır. Her ne kadar Anayasa’nın 136. maddesinde “Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, lâiklik ilkesi doğrultusunda, … özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir” hükmü yer almakta ise de; bunlar, aynı madde uyarınca “bütün siyasî görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek” yapacağı görevlerdir.
22.6.1965 tarih ve 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un, 1.7.2010 tarih ve 6002 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile yeniden düzenlenen 8. maddesinin I. ve II. fıkraları uyarınca; “il ve ilçe müftülükleri”, “Başkanlığın taşra teşkilâtı” içinde yer alır. “İl ve ilçe kuruluşlarının başında birer müftü bulunur. İl müftüleri Diyanet İşleri Başkanlığına, ilçe müftüleri ise il müftülüklerine bağlıdır. 10.6.1949 tarih ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu hükümleri saklıdır. İl ve ilçe müftüleri, bölgelerinde Diyanet İşleri Başkanlığını temsil eder, din hizmetlerini, dinî müesseseleri yönetir ve din görevlilerinin hizmetlerini düzenleyip denetler. İl ve ilçe müftülüklerinde ihtiyaca göre şube müdürlükleri kurulabilir.”
Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere, il ve ilçe müftülüklerinin din hizmetleri ile ilgili çok önemli görevleri vardır. Onlara evlendirme memurluğu görev ve yetkisi verildiği takdirde bunun yerine getirilmesi ve kullanılması, sadece il ve ilçe müftüleri ile sınırlı kalmayacak; onların görevlendireceği diğer din görevlilerince de uygulanacaktır. Fakat evlendirme memurunun görevi, sadece Türk Medenî Kanunu’nun 142. maddesi uyarınca “evleneceklerden her birine birbiriyle evlenmek isteyip istemediklerini” sormak, onların “olumlu sözlü cevaplarını” aldıktan sonra “evlenmenin tarafların karşılıklı rızası ile kanuna uygun olarak yapılmış olduğunu” açıklamaktan ibaret değildir. Birbiriyle evlenecek erkek ve kadının evlendirme memurluğuna başvurmasıyla başlayıp evlenme işleminin evlenme kütüğüne tescil edilmesine kadar giden çeşitli işlemler, evlendirme memurluğunca yerine getirilir. Türk Medenî Kanunu ile Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda öngörülen bütün işlemleriyle bu görev, il ve ilçe müftülüklerine verildiği takdirde, yerine getirilmesi için müftülüklerin her birinde bu amaçla ayrı ve yeni bir teşkilât kurulmasını gerektirecektir. Bu, anlamsızdır. Türk Medenî Kanunu’nun 143. maddesi uyarınca evlendirme memuru tarafından kıyılan ve aile cüzdanı ile belgelenen medenî nikâhtan sonra din görevlilerince dinî nikâh kıyılması ise, tarafların isteğine bağlı olmakla birlikte; evlenmenin geçerli olması, dinî törenin yapılmasına bağlı değildir.
- Sonuç
Hukukî bakımdan sonuç doğuran işlem, evlendirme memuru tarafından kıyılan medenî nikâhtır. Evlilik birliğinin kuruluşu, eşlerin birbirlerine karşı hak ve yükümlülükleri, doğacak çocukların soy bağı ve miras bakımından önemli olan, medenî nikâh ve onunla ilgili resmî kayıtlardır. İl ve ilçe müftülüklerine evlendirme memurluğu görev ve yetkisinin verilmesi, onlar için dinî hizmetlerle ilgili asıl görevleri yanında bu görevlerini aksatabilecek fazladan bir yük, üstelik Anayasal güvenceye bağlanmış bir devrim kanunu olarak medenî nikâh ilkesine aykırı bir düzenleme olacaktır.
Kanun Tasarısı’nın Genel Gerekçesi’nde ifade edilen “Vatandaşlarımızın evlenme işlemlerini kolaylaştırmak ve daha kolay ve seri bir şekilde hizmet almalarını sağlamak amacı”, “il ve ilçe müftülüklerine de evlendirme memurluğu yetkisi” verilmesini gerektirmez. Bunu başarmak için Anayasa’ya aykırı ve din istismarına yönelik bir yasa değişikliği yapmaksızın, yürürlükteki yasaların tam olarak uygulanması yeterlidir.
___________________________
- Anayasa Mahkemesi’nin bu Kararı için bk. T. C. Resmî Gazete, 10.6.2015, S. 29382, s. 4-11, özellikle 9 vd; karşı oy gerekçe ve yazıları: 11-18; Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, S. 52, C. 5, Ankara 2017 (Anayasa Mahkemesi Yayınları), s. 3447-3458, özellikle 3455-3457; karşı oy gerekçe ve yazıları: 3458-3471.
- Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu Kararı hakkında daha geniş bir değerlendirme için bk. Hikmet Sami Türk, “Anayasa Mahkemesi’nin Evlenme Törenine İlişkin Son Kararı Anayasa’ya Aykırıdır”, Bafra Haber, Temmuz 2015/Yıl: 65, S. 101, s. 10 vd.