Damla Damla
Vural Dilmaç
Önceki yıllarda ihtilal diyorduk, şimdi ise darbe diyoruz. Her ikisi de aynı anlamı ifade eden, yüzü soğuk olan bu kelimeler muhabbet sırasında bile insanlara ürperti veriyor. Arap baharının Afrika’da boy göstermesi, sivil darbeyle kökleşmiş idarelerin yıkılması Ortadoğu siyasetinde bitmeyen konu haline geldi. Bizler Türk milleti olarak cumhuriyetten bu yana sivil darbe görmedik, ancak 1960 yılından bugüne kadar askeri darbelerle tanıştık, sivil darbeler uzun boyutlu olup iki üç sene sürebiliyor, askeri darbede ise gece demokrasi ile yatarsın, sabahleyin askeri darbe ile kalkarsın.
Durup dururken laf olsun diye darbe olmaz. Olayın temeline inersek siyasi iktidarların zayıflığı ve beceriksizliği önümüze çıkar. Hepimizin malumu zayıf iktidarlar zamanında ülke yönetimi kontrolden çıkmış, ipin ucu elden kaçmış, ülkeyi yönetmeye çalışan koalisyon partileri birbirine düşmüş, birbirleriyle kavgalı hale gelmiş, sağ sol çatışması da patlak verince asker iktidara sizin yönetiminiz buraya kadar deyip yönetimi devralmıştır. Ortalık normale döndükten sonra seçimler yapılmış, iktidara gelen partiler işbaşı yapmıştır. Binbir vaatle iktidar ortağı olan partilerin de koalisyon hükümetinde başarılı oldukları söylenemez. Ancak 2002 yılından itibaren tek parti hükümeti ile ülke biraz nefes almaya başlamıştır. AKP hükümetinin de şansızlığı bu tarihten itibaren PKK’nın azması ve yurt kalkınmasına bir hayli engel olmaya çalışmasıdır.
Bu pislikler başımıza sarılmasaydı, şu anki yerimiz uluslararası arenada en yüksek mevkide olacaktı. Geçmiş yıllardan örnekler alarak şunu kesin söyleyebilirim. Hiçbir hükümet ilelebet kalıcı değildir ve olmamıştır. Farz edelim ki 10 sene yahut daha sonrasında yapılan genel seçimlerde partiler koalisyona giderler ve üçlü bir hükümet kurarlar, kısa zamanda kendi içlerinde tenkitler, çekişmeler başlar. Devlet idaresi akamete uğrar. Bugün dahi gerek PKK gerek KDK her fırsatta caddelerdeki camları kırıyor, bankaları taşlıyor, molotof kokteyli ile polise saldırıyor, arabaları yakıp deviriyor. Üçlü koalisyonun verdiği gevşeklikle bugün taş ve molotof kokteyli atan adamlar o gün mermi atmaya başlayacaklardır. Yurttaki büyük şehirlerde kan gövdeyi götürmeye başladığında ne olacaktır? Telaş içinde olan Ankara bu kargaşaya nasıl dur diyecektir?
Hükümetten çekilme hareketleri başlayacak, koalisyon başsız kalacaktır. Savaş alanına dönen büyük şehirlerin polis gücüyle durdurulamayacağına göre cesur yürek büyük komutan çıkacak, hükümete güle güle dedikten sonra çok kan dökülmesine rağmen yurdumuzu eski sükunetli haline getirecektir.
Demokrasi bir müddet kesilmiş olsa da, vatan kurtulmuş olacağından ordumuza karşı sevgi ve güven hiçbir zaman eksilmeyecektir ve ne kadar kanun yaparsan yap eğer ülke uçuruma gidiyorsa asker darbesini yapar, demokrasiyi ve ülkeyi tekrar birleştirir.
Allah ülkemizi çok başlı koalisyonlardan korusun. Okurlarımın, Bafralı kardeşlerimin Ramazan bayramlarını kutlar, sağlıklı huzurlu günler dilerim.