Devletimizin  Varlığı ve Bağımsızlığı
Metin Bostancıoğlu

Devletimizin Varlığı ve Bağımsızlığı

Vatanın ve Milletin Bölünmez Bütünlüğü İçin Oy Kullanacağım

“Yükseköğretim Kurumları, öğrencilerinin;

 

ATATÜRK İnkılapları ve ilkeleri doğrultusunda ATATÜRK milliyetçiliğine bağlı,

 

 Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini taşıyan, Türk olmanın şeref ve mutluluğunu duyan,

 

Toplum yararını kişisel çıkarının üstünde tutan, aile, ülke ve millet sevgisi ile dolu,

 

Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getiren,

 

Hür ve bilimsel düşünce gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı,

 

Beden, zihin, ruh, ahlak ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş,

 

İlgi ve yetenekleri yönünde yurt kalkınmasına ve ihtiyaçlarına cevap verecek, aynı zamanda kendi geçim ve mutluluğunu sağlayacak bir mesleğin bilgi, beceri, davranış ve genel kültürüne sahip, vatandaşlar olarak yetiştirmek,

 

Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olarak, refah ve mutluluğunu artırmak amacıyla; ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunacak ve hızlandıracak programlar uygulayarak, çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı ve seçkin bir ortağı haline gelmesini sağlamak,”

amacı ile kurulmuş eğitim ve öğretim kurumlarıdır.

3 Kasım 2002 Milletvekili Genel seçimlerine kadar da bu amaçlara hizmet etme gayreti içinde olmuşlardır.

Ne var ki, bugünkü iktidarın milat kabul ettiği bu seçimlerden sonra, başta eğitim olmak üzere her şey değişmiştir.

Önce, Atatürk Devrimleri ve ilkeleri doğrultusunda ATATÜRK milliyetçiliği ayaklar altına alınmıştır.

 

 Ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü din ve ırk ayrımcılığı ile parçalanma yakın tehdidi altına girmiştir.

Din siyaset, ticaret ve zenginleşme aracı haline getirilmiştir.

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan 28 Ağustos 2014 tarihinde

“Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim.(YEMİN EDERİM)”

diyerek göreve başlamıştır.

Yemin etmek (And içmek) hem dinen  hem de namuslu ve şerefli insanlar için insanlara çok önemli sorumluluklar yükler. Bu sorumluluklar nedeniyle insanlar yeminlerine sadık olurlar.

Yeminini tutmayanlar ise hem Allah indinde  hem de diğer insanlar gözünde makbul insanlar değildir.

Hem de Anayasa ile belirlenmiş yeminine uymayanlar Anayasayı ihlal etmiş olurlar. İhlal ederse ne olur? diyorsanız bu sorunun cevabını ABD Yüksek Mahkemesi, Birleşik Devletler Başsavcısı Thomas C. Clark  şöyle veriyor:

“Hiçbir şey bir devleti kendi kanunlarını ihlal etmekten daha hızlı yıkamaz.”

İyi düşünüp , 7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçiminde oyumuzu “devletimizin  varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü korumak” için kullanmalıyız.

Ben oyumu “Devletimizin  Varlığı ve Bağımsızlığı,

Vatanın ve Milletin Bölünmez Bütünlüğü”  için kullanacağım.

 

 

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayram’ınızı kutlarım.

DİĞER YAZILAR