BU CENNET VATANDA
Hasan Davran

BU CENNET VATANDA

CEHENNEM HAYATI YAŞATMAYIN

Ülkemizde yaşanmakla olanları izlerken, insan ister istemez "alçalmada bir sınır" yok mudur, bu böyle ne kadar sürüp gidebilir? diye sormadan edemiyor…

         “Eğri otur, doğru konuş” sözü son zamanlarda “Doğru otur, eğri konuş” oldu. İnsanlar, yaşadıklarıyla değil, çevre ve insanlara yaşattıkları ile anılırlar. İnsan yaptığı şeyin kötü olduğunu bile bile neden kötülük yapar? Apaçık gerçekler karşısında yalanda neden, nasıl direnir?

            Bana göre insanlardaki bu yozlaşmanın baş sebebinin sorumlusu siyasiler ve din adamlarıdır. Siyasiler ve bunların baş sorumlusu siyasi parti genel başkanlarıdır. Bu güne kadar kendi varlıklarını devam ettirmek için seçimlerde halka onların refahı için akla hoş gelen vaatlerde bulunup iktidarı ellerine geçirdiklerinde vaat ettiklerini yapmayıp, gelecek seçimlerde, tekrar halkı nasıl kandırırız yalanlarıyla bir daha seçim kazanma yollarını aramışlardır. Kimisi din, kimisi milliyetçilik, kimisi Atatürkçülük ile oy avcılığına çıkmışlardır. Bunda da bugüne kadar başarılı olmuşlardır. Dini kullananlar, din yerine dincilik, milliyetçiliği kullananlar ulusal çıkarlar yerine ayrımcılığı, Atatürkçülük adına rozet ve Anıtları dikerek, Atatürk ilke ve inkılâplarını hayata geçirmemişlerdir.  Halktan seçim zamanı oy istemişler, vergi istemişler, vatan savunması için askerlik istemişlerdir. Bu milletin çağdaş uygarlık seviyesine ulaşması için eğitimi, bilimi, aklı kullanmaları için gereken hassasiyeti göstermemişlerdir.

         Beni en çok üzen; adam köpeği eğitti, onun eğitimi için emek harcadı, karşılığında onu ödüllendirdi. Onunla sevgisini paylaştı.Köpeği eğitti, biz ise; insanın eğitimi için bu halka gerekli eğitimi sağlayamadık.

            Bu zavallı halkta her seçimde liderlerin belirlediği adaylarla seçim sandığına gitmiş, önüne konan adaylardan kötünün en iyisini seçmek için oy kullanmıştır. Seçimde arzuladığı oyu alamayanlar, bu milleti koyun sürüsü gibi millet diyerek, suçladılar. Aslında, bu millet, seçimlerde  kullandığı oylarını altın terazisinde tartar gibi hak edene hak ettikleri kadar vermiştir. Bu millet hangi partiye oy vermemiştir ki; Refah Partisi, Adalet Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Doğru Yol Partisi, Demokratik Sol Parti, AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi… Bu millet bütün bu partilere oy vermiş, hepsini hükümet yapmıştır. Bunlar seçim meydanlarında halka, “Sizi kötü yöneteceğiz.” diyerek, oy istemişler de, bu millet onlara buna rağmen oy vermiş midir? Yoksa, bu milletten hukuk devleti, demokrasi, refahı halkça bölüşme, gelir adaletsizliğini kaldırma  vaatleriyle mi oy istemişlerdir.

       Bu seçim sitemi ile  seçilen milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, milli iradeyi, halkın iradesini yansıtmamıştır. Bu milletvekilleri, genel başkanların  milletvekili olmuşlardır. Demokrasiye inanan bu ülkenin vatandaşı bu kadar olumsuzluklara rağmen önüne konulan adaylar içinde her partiye hak ettiği kadar oyu vermiştir. Türk halkı bunun son örneğini 7 Haziran Milletvekili Genel Seçimlerinde göstermiş, sandığa giderken parlamenter sistem mi, başkanlık sistemi mi? demiş ve parlamenter sistemden yana oy kullanmıştır. Türkiye seçmeni, kullandıkları oylarla  dört partili bir meclis oluşturma yönünde irade ortaya koymuştur. Asil kararını vermiş, vekillere , “Türkiye Cumhuriyetini  hükümetsiz bırakamazsınız.” demiştir. Kimse “Ben erken seçim, başkanlık sistemi isterim.” deme lüksüne sahip değildir. Bunun dışında, hareket eden( geçmişte olduğu gibi )herkese dersini veririm ve herkesi meclis dışına iterim demiştir. Liderler geçmişte yaşananlardan ders çıkarıp doğrunun ışığında yanlışa düşmemelidirler.

      Bu ülkenin yönetiminde; uzak görüşlü, araştırmaya önem veren, ülkesinin ve dünyanın tarihini bilen, geçmişi ile kavgası olmayan, ekonomik gerçekleri anlayabilen, hırsını akılının altında tutmayı becerebilen, akıl, ruh, vücut sağlığı yerinde, dayanışmaya ve öğrenmeye açık, çağdaş kişiler, yani "devlet adamları" ister.

     Politikacı temsil ettiği kitlelerin çıkarlarını en iyi seviyede karşılayan kişidir.

    Son söz, bugün Türkiye'de liderler suntasından kurtulmadan, parti içi demokrasiyi işletmeden, siyasi partiler ve seçim yasaları değiştirilmeden bu ülkede ne kadar seçim yaparsanız  yapın istikrar arayışları son bulmaz.

      Bugünkü  seçim sonuçlarına göre; halk liderlere siyasetin uzlaşma sanatı olduğunu hatırlatarak şu mesajı vermiştir:

      Uzlaşın!

Bu ülkenin yüzlerce sorunu varken, seçim meydanlarında halka verdiğiniz vaat ve sözleri hatırlayıp, sizde bir azcık, namus ve şeref varsa, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, ettiğiniz yemine sadık kalın...

         Bu düşünceler ışığında, Cumhurbaşkan’ımız temayüllere uyarak, hükümet kurmada, en çok milletvekiline sahip,AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'na

hükümeti kurma görevini vermiştir. Genel başkanlardan , parti çıkarlarını ve şahsi geleceklerini  ön planda tutmamalarını, ülke menfaatlerini gözeten, tutum ve davranışlar içerisinde, uzlaşmacı tavırlarıyla Türkiye Cumhuriyeti hükümetini kurarak, iç ve dış politikada biriken  sorunların bir an evvel çözülmesini istiyoruz. 

          Bu dileklerle, mübarek Ramazan Bayram’ınızı kutlar, sağlık, mutluluk ve esenlikler dilerim.        

DİĞER YAZILAR