TÜRK OCAKLARI (1)
Türk Ocakları 1908’de İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra gelişen Türkçülük, hareketleri içinde; Türk Milliyetçiliği esası üzerine kurulan kültür derneğidir.
Aynı zamanda Türk gençliğinin, hristiyan unsurların kurdukları yarı siyasi – yarı kültürel derneklere karşı bir tepkisidir.
Kuruluş Öncesi
Osmanlı devleti farklı din, mezhep ve milletlerden meydana gelmişti. Devlet, bu birbirinden çok farklı unsurları dine dayalı “Millet Sistemi” içinde yönetiyordu. Yani Osmanlı millet sisteminde “Millet tabiri” etnik değil, dini grupları belirtmek için cemaat karşılığı olarak kullanılıyordu (18) (Yusuf Sarınay, Türkler, Cilt 14s. 819-820) Fatih zamanından beri Osmanlı ülkesinde yaşayan halklar inançlarına göre “Hıristiyan Milleti” ve “Müslüman milleti” diye tanımlanmıştı.
Fransız ihtilalinin getirdiği milliyetçilik ideolojisi, eşitlik, özgürlük kavramları, Vatan ve millet anlayışı önce Hıristiyan unsurlar arasında yayılmıştı. Dolayısıyla da Osmanlının inanca dayalı “Millet Sistemi” Milliyetçilik fikirlerinin yayılmasıyla Fonksiyonunu yitirmeye başlamıştı (19) (Y. Sarınay a.g.e)
Artık bir Yunanlı, bir Sırp veya bir Bulgar kendisini Ortodoks değil de Yunanlı, Sırp, Bulgar gibi etnik özellikleriyle tanımlıyordu.
Milliyetçiliğin etkisiyle Hıristiyan unsurlar İmparatorluktan ayrılmak istiyordu. Osmanlı Devleti dağılma tehlikesi yaşıyordu.
Bu gelişmeler, ülkenin birliğini koruyabilmek için çareler arayan Osmanlı aydınlarını “OSMANLILIK” etrafında toplamıştı.
Osmanlı aydınları ülkedeki bütün halkları “OSMANLILIK” ta birleştirmek istiyordu.
Osmanlı ülkesinde yaşayan çeşitli dil, din ve ulustaki topluluklar arasında siyasi ve hukuki eşitlik sağlayarak birleştirmek kaynaştırmak istiyorlardı. Ama yetmiyordu. Hıristiyan topluluklar başta “Rusya” olmak üzere Avrupa ülkelerinin de desteğiyle isyan ediyor ve girdikleri mücadeleyi kazananlar kendi devletlerini kuruyorlardı. İşte bunlardan; 1829’da yunanlılar, 1878’de Sırbistan, Karadağ ve Romanya Osmanlı Devletinden ayrılmışlardı. Bulgaristan Kırallığı da 5 Ekim 1908’de tümüyle bağımsızlığını ilan etmişti (20).
Hıristiyanlardan sonra, Müslüman Arnavut ve Araplar arasında da imparatorluktan ayrılma istekleri başlamıştı.
Milliyetçilik hareketleri Osmanlı imparatorluğunu sarsıyordu. Devletin yıkılmakta olduğunu gören Türk Aydınları, Türkleri her yönden uyarmak, aydınlatmak için yazılar yazıyor adeta çırpınıyorlardı.
Ama zordu TÜRKLERİ uyarmak. Çünkü Türklerin milliyetçilik duyguları küllenmişti. Türk toplumu milli özelliklerini İslami pota içinde eritmişti.
Türk aydınlarının görevi çok zordu. Ancak kutsaldı. Devlet yıkılıyor vatan elde gidiyordu.
İmparatorluğun savunulması gerekiyordu. Bu görevi hakim unsur olan Müslüman Türkler yapacaktı.
Türk Ocakları Kuruluyor:
Yıl 1911 ülkenin içinde bulunduğu durumu izleyen, Türk aydınlarının yazılarını okuyan, çağdaş, pozitif ilme dayalı eğitim gören Askeri tıp öğrencileri toplantılar yaparak Türk halkını uyarmak, faydalı olmak için Sosyal karakterli bir dernek kurma çalışmaları yaparlar. Çalışmalarını bir metin halinde 11 Mayıs 1911 tarihinde “190 Tıbbiyeli Türk Evladı” imzasıyla Türk aydınlarına göndrerirler. Bu metinde “bütün azınlıkların dernekleri olduğu, Türklerin ise hiçbir organizasyonunun bulunmadığı belirtilir” (21) (Akyüz s. 108, Toksoy s. 194).
Yine aynı metinde Türk aydınlarından 3 temmuz 1911 (20 Haziran 1327) tarihinde yapılacak toplantıya gelmeleri ve yardımcı olmaları istenir.
O gün iki tıp öğrencisinin hazır beklediği toplantıya katılan Türk aydınlarınca kurulacak derneğin adı “ TÜRK OCAĞI” olarak kabul edilir.
Aynı gün toplantıya katılanların geçici yönetim kurulunu da seçmesiyle “TÜRK OCAĞI” derneği fiilen kurulur.
Geçici yönetim şu kişilerden oluşur:
Başkan : Mehmet Emin Yurdakul
İkinci Başkan : Yusuf Akçura
Katip : Mehmet Ali Tevfik
Veznedar : Dr. Fuat Sabit (22).
Bundan sonra resmi kuruluş çalışmalarını tamamlayan “Türk Ocakları” 25 Mart 1912 de resmen kurulur. Resmi ilk yönetim kurulunda sadece başkan değişir; Mehmet Emin Yurdakul’un görevini Ahmet Ferit almıştır. Kurucu yönetimin diğer üyeleri aynı görevlerine devam ederler.
Artık Türk gençlerinin ve aydınlarının toplanacakları bir dernekleri vardır. Gençlik ve aydınlar Türk Ocakları çatısı altına koşarlar. Ama ülkenin durumu iye değildir. Trablusgarp Savaşı devam etmektedir. Balkan savaşları kapıdadır. Osmanlıdan ayrılan dört küçük balkan devleti; Sırbistan, Bulgaristan , Karadağ ve Yunanistan, Rusya’nın önderliğinde Osmanlı’ya karşı savaş hazırlığındadır. Osmanlı istihbaratı da uyumaktadır. Osmanlı devletinin bunlardan haberi olmadığı için o günlerde Balkanlardaki 65000 askerini terhis etmiş, bir o kadarını da Arap çöllerindeki isyanlara göndermiştir.
Yazının 2 ve 3. Bölümü devam edecektir.