ÇARPIK ÇURPUK İSTANBUL
Vural Dilmaç - Damla Damla

ÇARPIK ÇURPUK İSTANBUL

İstanbul’a gelen turistlerin birine İstanbul hakkındaki görüş ve düşünceleri sorulur:

Bu turistler daha önceden öğretildiği üzere İstanbul’un eşsiz güzelliklerine, romantik yapısına hayran olduklarını, mümkün olsa İstanbul’da yaşamak istediklerini ifade ederler. Gerçeği bilenler güler geçer, bilmeyenler de bu ifadelerden gurur duyar.

Geçenlerde ünlü bir sanatçı İstanbul’a geldi. Ona da ‘İstanbul’u nasıl buldunuz?’ diye bir soru yöneltildi. Sanatçı tek kelime ile  ‘Berbat’ diyerek cevabını verdi. Ona bu soruyu soranlar ani bir şok yaşadılar. Aralarında bu adama niye öğretmediniz diye konuşmalar da oldu. Sanatçı daha sonra pot kırdığını anlamış olacak ki konuyu değiştirmek istedi. Aslında bu sanatçı ‘Berbat’ diyerek gerçeği ifade etmişti.

Siz hiç İstanbul’da elli metre uzunluğunda da olsa düzgün bir kaldırım gördünüz mü? Her iki, üç adımda bir basamak, eğri büğrü taşlar, işgal edilmiş kaldırımlar var. Değil buralardan özürlü vatandaşların yürümesi, hareket etmesi, normal vatandaşın bile kullanması zor, hatta zaman zaman tehlikeli.

 Bu örnekler ana arterdeki kaldırımlar için geçerli. Ara sokakları hiç sormayın. Park yeri bulamayan her vasıta ara sokakta arabasını bırakabileceği bir yer bulduğunda kendini şanslı hisseder. Oradan da işine gücüne bakmak için ayrılır. Yani yayaların ara sokaklardan geçmesi cambazlık isteyen bir iştir. Ambulansın ve itfaiyenin ise bu sokaklara girmesi imkansızdır. Kimseyi burada suçlamıyoruz. O bölgede arabaların park yeri olmadığından araç sahibi arabasını mutlaka bir yere bırakacaktır.

Televizyonda dinledim, bir turist hanım ortasından deniz geçen bir şehri görmesinden dolayı  mutluluğunu anlatıyordu. Zannederim bu turist hanım gemi ile boğaz turu yapıp boğazın güzelliğine hayran kalmıştır. İstanbul’da elde kalan tek güzellik boğazdır.  Diyorum ki; İstanbul Boğazı’nın her iki yakasında da boş kalan kısımlara, çok şık kafeler çayhaneler yapılsa. Vatandaşımız buralarda oturarak  çayını kahvesini içse, tostunu yese, gelen geçen Boğaziçi vapurlarına mendil sallasa, günün stresini orada atmış olur.  Bu girişim için belediyelerin masraf etmesine gerek yoktur. Projesini yaparsın talip olana veririsin yapılırken de mühendisine kontrol ettirirsin. Düşük bir kira ile sıra sıra güzelliklere  sahip olursun. En önemlisi de vatandaşı kazıklatmamak için, girişe asacağın fiyat listesi ile müşteriyi uyarırsın. Eğer çay en çok 1,5lira, kahve 2, lira, tost 3 lirayı geçmezse boğazın güzelliğine doyum olmaz.

İnsanlar hayal ettiği müddetçe yaşarmış.

İstanbul’ dan vazgeçtik, güzel ve etkileyici bir boğaz hayal etmek hakkımızdır her halde.

 

Tüm okurlarımın yeni yıllarını kutlar, mutlu ve sağlıklı bir yeni yıl dilerim.

DİĞER YAZILAR