Belirten, İstanbul Sebahattin Zaim üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Bülent ARI, hükümeti eleştiren bir bildiri yayınlayan akademisyenleri eleştirmek için, “Ben daha çok cahil ve okumamış tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum bu ülkede” diye devam ediyor arkasından, “Yani ülkeyi ayakta tutacak olanlar , okumamış, hatta ilkokul bile okumamış, Üniversite okumamış cahil halktır” demiştir.
“Deliliğe Övgü” isimli kitabı düşündüren başlık, aslında içinde bir ironiyi de barındırmaktadır. Zira “Deliliğe Övgü”de “Akıldan ziyade mizahın, hidayetten ziyade derin bilginin bulunduğu”nu bilmemiz gerekmektedir. Delilik Tanrıça’sının hunisini takarak iyi insanlara tavsiyeler verdiği ünlü filozof Desiderius Erasmus (1466-1536)’un “Deliliğe Övgü” adlı kitabı aslında okuyanları başka bir dünyalara sürüklemektedir. Oysa “Cehalete Övgü” ise hem de bir Üniversitede Rektör Yardımcısı Ünvanı olan bir profesör tarafından yapılmaktadır. Bu profesör ünvanlı zat aslında cehalete övgü yaparken, dilinin altındaki bakla “Koyun sürüsü” mantığına duyulan hayranlıktır. Kişilerin kendi fikirleri olmadan, yönetenlere biat etmesine duyulan hayranlık ifade edilmektedir.
Bir profesörün, cehalete bu kadar hayran olması, kendisi ile çelişmektedir. Oysa kendisine şunu sormak lazım. Bilimi ve evreni öğretmek amacında olan üniversitede senin işin ne?Zira üniversite üniversal bir kurumdur. Akla ve bilimsel düşünceyi merkeze alır. Biat kültürünü reddeder ve sorgular.
Bu gün ne sunulursa sunulsun, özellikle havuz medyasının sunduğu herşeyi doğru kabul eden, sorgulamayan, sürü mantığı ile biat eden kitlelere duyulan hayranlığın asıl sebebi, bu kitlelerin uyanmamasıdır. Kürsüden vaaz veren profesör etiketli bay, iktidardakilere yalakalık yaparak, yol göstermektedir. Daha çok göze girmek için “Cehalete Övgü” yolunu seçen Bay Profesör, D.Erasmus’un “Deliliğe Övgüsü”nü okusaydı, biraz bilgilenirdi. Özgeçmişini okuyunca, Edebiyat Fakültesini bitirdiği yazılı profesörün inceleme alanı “Halk Kültürü ve Folklor”dür. Folklorun etkisinde kaldığı anlaşılan bu zat-ı muhterem, iktidarın savaş yanlısı tutumunu eleştiren akademisyenlerin bildirisi karşısında yukarıya yaranmak için, kantarın topuzunu kaçırıyor. Maksadı aşan cümleleri nedeniyle, rektör yardımcılığından istifa ettiriliyor. Gelecekte parlak görevlerin kendini beklediğini bilmektedir. Zira bu çıkışıyla yukarının dikkatini çektiğinin farkındadır. Okuyan, aydınlanan insanların, kendi düşüncelerinin olacağını bilen bay profesör, aslında aydınlanmaya karşıdır. Oysa Avrupa Aydınlanma çağını yaşayarak bu günkü gelişmişlik düzeyine ulaşmıştır. Bay profesör ise köknemiş zihniyetlerle ortaçağ karanlığına dönüş yapmak isteyenlere destek çıkmaktadır.