ATATÜRK – VAHDETTİN GÖRÜŞMELERİ 4
Ali Ak

ATATÜRK – VAHDETTİN GÖRÜŞMELERİ 4

IV. BÖLÜM: 9. Görüşme: 15 Mayıs 1919

Mustafa Kemal Paşa, Padişah Vahdettin ile yaptığı 20 Aralık 1918 tarihli görüşmesinden sonra ortalıkta pek görülmez. Gazetelerde haber olmamaya dikkat eder. Gazeteler yazmasa da bazı kaynaklarda selamlığa gittiği, Cuma namazından sonra kısa sürede olsa padişahla karşılaştığı selamlaştığı belirtilir..

 

Bu günlerde Mustafa Kemal, Rauf, Fethi ve İsmail Canbulat her gün buluşan dört arkadaştır (51).

Bu dört arkadaş padişahtan umudu kestikten sonra ihtilalci yöntemlerle iktidara gelmeyi düşünürlerse de işgal altında bulunan İstanbul’da, darbe yapmanın imkansız olduğunu görürler.

Tek çare Anadolu’ya geçmektir. Mustafa Kemal, gizlice Anadolu’ya geçmeye karar verir. “En kısa yoldan Ali Fuat Paşa’nın komutasındaki 20. Kolorduya ulaşmak ister. İzleyeceği yolu da; Gebze-Tavşanlı-Değirmendere olarak belirler. Gerekli önlemleri alması için de yaveri Cevat Abbas Bey’e talimat verir. Cevat Abbas da Gebze’nin yakınında Kocaeli sınırları içindeki Tavşancıl köyünde yaşayan Yahya Kaptan ile görüşerek bir kuvayı milliye birliği oluşturur (52).

Mustafa Kemal Paşa’yı bu geçiş yolunda Yahya Kaptan koruyacaktır. Her türlü hazırlık yapılarak baharın gelmesi, yaprakların yeşermesi beklenir. İşte bu yüzden Mustafa Kemal, sessiz bir bekleyiş içindedir.

Bu günlerde İngiliz-Fransız işgalleri devam eder. Ancak İç Anadolu’ya ve Doğu Anadolu’ya pek etki edemezler. Çünkü onların askerleri de savaştan bıkmış-usanmış terhisler başlamıştır. Ama bir maşa olacak, kukla olacak devlet ararlar.

 

Yunan Başbakanı Venizelos, İngilizlerin kuklası olmayı kabul eder. Yunan ordusunun İzmir’e çıkarma yapması için kulis yapar. Bu kulis çalışmalarında Muğla doğumlu silah tüccarı Basil Zaharof en büyük yardımcısıdır (53).

Top-tüfek, uçak, denizaltı olmak üzere her türlü silahları üreten katil Zaharof üç büyüklerden; Amerika başkanı Wilson, Fransız Başbakanı Clemenceau ve İngiliz Başbakanı Llyord George’dan güvence ve destek ister.

Aynı günlerde İzmir valisi Nurettin Paşa’dır. 20 Ocak 1919’da İzmir valiliğine atanan Nurettin Paşa’ya 9 Şubatta 17. Kolordu komutanlığı da verilmiştir (54). Nurettin Paşa bu söylentiler üzerine halkı örgütler. Direniş kuvvetleri oluşturarak Yunan çıkarmasına karşı koymak için hazırlanır.

Gelelim Samsun’a

Birinci Dünya Savaşı yıllarında Batı Karadeniz’in Harşit Çayı’na kadar Rus işgalinde kaldığı dönemde; Rusların silah ve cephane vererek desteklediği Pontuscu Rum çeteleri Samsun ve çevresinde özellikle Bafra’da büyük katliamlar yapmıştı.

Bafra’nın Esençay (Çağşur) köyünü basmış, kaçmaya fırsat bulamayan 400 kadar Türk’ü camiye doldurup köyle birlikte diri diri yakmıştı. Rusların çekilmesinden sonra da çeteler tamamen bastırılmıştır…

İşte bu günlerde ise özellikle İngiliz subayları, Hristiyan-Müslüman çatışmasını büyütüyor. Pontuscu rum çetelerini teşvik ediyorlar.

Bu konuda Fransızlar da İngilizlerden geri kalmıyorlar. 6 Şubat 1919’da İngiliz, Fransız ve İtalyan yüksek komiserleri toplantısında Fransız Yüksek Komiseri Amiral Amet Samsun’da Fransızların tedirgin olduğunu, yörede çeteler arası çatışmaların yoğunlaştığını söylüyor.

Yani; İngilizlerle Fransızlar Karadenizde Pontus Devleti kurulmasına yardım ediyorlardı.

13 Şubat günü Amiral Webb Londra’ya gönderdiği telgrafta Türk, Rum ve Ermeniler arasında silahsızlanma sağlanmalı diyordu (55). Amaçları köy köy, ev ev geçerek Türklerin ellerindeki silahları toplamaktı. Nitekim de yaptılar.

Yine Webb, 17 Şubatta Samsun, Trabzon gibi bazı vilayetlerde “Karışıklık çıkma ihtimali var”, diyor asker gönderilmesini istiyordu (56). Yani adim adım bahane yaratıp Samsun’u işgal etmek istiyorlardı.

Yazdıkları senaryoyu 9 Martta uygulamaya başladılar. 9 Martta 200 kişilik bir İngiliz birliği Samsun’a çıktı (57).

14 Mart’ta Bafra’ya da gelerek Cumhuriyet Alanına açılan yolların köşe başlarını İngiliz subayları ve sömürgelerinden getirdikleri askerler tutmuştu. (Bu konuyu Bafra Müdafaa-i Hukuk Derneği’nin Başkanı Cennetlik Zade İbrahim’in oğlu Ahmet Ayan’dan ve Kolaylı Gazi Hüseyin Tekin’den dinlemiştir. Hüseyin Tekin’in ses kayıtları tarafımdan halen saklıdır.)

Bu durum karşısında 17 Martta Samsun’da Makineli Tüfek Bölüğü Komutanı Teğmen Hamdi, askerleriyle birlikte dağa çıkmıştı (58).

İşgal kuvvetlerine ilk defa karşı çıkılıyordu. İngilizler şok olmuştu.

Samsun, Çarşamba, Havza ve Bafra köylerinde dolaşan 40 kadar Pontuscu Rum çeteleri, köyleri yakıp yıkıyordu. Türk-Müslüman çetelerde karşılık veriyor, çeteler arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyordu.

İngilizler 30 Martta Merzifon’u da işgal ettiler (59).

Ya İzmir’de Neler Oluyor?

İzmir Valisi ve 17. Kolordu Komutanı Nurettin Paşa’nın Müdafaa-i Hukuk yoluyla bir hareket başlatması Yunanlıları korkutuyor. Yunan Başbakanı Venizelos, Nurettin Paşa’yı İngiliz ve Fransızlara şikayet ediyor.

Nurettin Paşa, İzmir valiliğinden 14 Martta alınıyor ancak resmen 22 Martta ayrılıyor. Yerine Kambur İzzet Bey atanıyor (60).

Yunanlılar, İngilizler ve Fransızlar, Nurettin Paşa’nın peşini bırakmıyorlar. Nurettin Paşa 10 Nisanda da 17. Kolordu Komutanlığından alınıyor. Yerine Ali Nadir Paşa getiriliyor (61). İşgal öncesi İzmir adeta Yunan çıkarmasına hazırlanıyor. Çünkü yeni vali ve komutan Yunan çıkarmasına hiç direnmeyeceklerdir.

10 Nisan günü İzmir için kötü bir gün olarak yaşanırken, İstanbul için de kara bir gün olarak bitmektedir.

 

VE İSTANBUL’DA 10 NİSAN

 

10 Nisan Perşembe günü İstanbul’da Beyazit Alanı’na darağacının kurulduğunu gören insanlar, bilenler üzüntülü bilmeyenler meraklı beklerler. Kara haber tez yayılır. Boğazlıyan Eski Kaymakamı Kemal Bey asılacaktır.

Binlerce kişinin gözeri önünde saat 17.20’de Kaymakam Kemal Bey darağacına çıkarılır. Kemal Bey son sözlerinde, ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. “Yaşasın millet” der ve “çocuklarımı millete emanet ediyorum” diye ekler (62). Kemal bey şehit olmuştur.

Kemal Bey, Şeyhülislam fetvası ve Padişah Vahdettin’in onayı ile asılmıştır. Padişah Vahdettin istese bu idamı engellerdi, onaylamazdı, Kemal Bey de kurtulurdu. Yapmazdı, çünkü Vahdettin işgalcilerin her isteğine boyun eğiyordu.

Bu olaydan daha bir ay kadar önce küstah Fransız komutan D’esperey, Enver Paşa’nın eşi Naciye Sultan’ı evinden atmış, eve el koymuş da kendisi yerleşmişti.

Naciye Sultan, aynı zamanda Vahdettin’in yeğeniydi. Koskoca Osmanlı Padişahı yeğeninin evinden atılmasına, evine el konulmasına sesini bile çıkaramamıştı. Padişah yeğenini bile koruyamıyordu.

10-20 Nisan arası Samsun’da olaylar artıyor. İngilizler, olayların büyümesini istiyorlar. 21 Nisan’da İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe hükümete yani Osmanlı Devleti’ne bir nota veriyor… Bu notada; “Samsun’da düzeni, asayişi sağlayınız, ya da biz çıkıp düzeni sağlayacağız” diyor (63).

Samsun’a çıkarma yapmak için bahaneyi buldukları anlaşılıyor. Hükümet telaşlanıyor. Samsun’dan içlere doğru yapılan bir düşman çıkarma harekatı, Anadolu’yu ikiye bölecek, Doğuyla ilişkiyi kesecektir. Tehlike büyüktür. Böyle bir durumda vatan elden gitmiş demektir.

Samsun’da düzeni sağlamak, İngilizlerin isteklerini yerine getirmek gerekir diye düşünen Osmanlı Damat Ferit Paşa hükümeti ve sarayın aklına ilk gelen isim Mustafa Kemal Paşa olur.

Padişah Vahdettin bile; Samsun’a gönderilecek komutan aranırken “Benim yaverim Mustafa Kemal Paşa’yı da adaylar arasında dikkate alın” demiştir.

Mustafa Kemal’in Anadolu’ya gizliden geçmesine gerek kalmayacaktır.

Padişah, hükümet ve Genel Kurmay, Mustafa Kemal’i yakından tanıdıkları için Samsun’a gitmesi kendisine teklif edilir. Mustafa Kemal, teklifi kabul ederek; unvan, yetki, görev ve görev alanı gibi konuların hazırlanmasında yardımcı olur.

Mustafa Kemal’e 9. Ordu Müfettişliği görevi verilmesi kararı alınır. Bizzat Savaş Bakanı Şevket Paşa, Mustafa Kemal’i bakanlığa davet ederek kararı bildirir (64).

Padişah Vahdettin de 30 Nisan’da bu kararı  onaylar (65).

İkdam Gazetesi de 1 Mayısta bu kararı halka duyurur. Karar, 5 Mayısta ise Resmi Gazete (Takvimi Vakayı) de yayımlanır. 6 Mayısta Mustafa Kemal’e yetkileri bildirilir (66).

Yine aynı gün Vakit Gazetesi, Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişliğine tayin edildi diye yazar (67).

Mustafa Kemal’in görevi; Bölgesinde huzurun sağlanması, silahların toplanması ve varsa derneklerin dağıtılmasıdır. Mustafa Kemal hemen hazırlıklara başlar.

7 Mayısta Mustafa Kemal’in yetki ve görevleri 3. Ve 15. Kolordu Komutanlıklarına, 8 Mayısta da savaş bakanlığına bağlı bütün dairelere bakanlıkça bildirilir (68).

Mustafa Kemal, 9 Mayıs günü İsmet İnönü’yü evinde ziyaret eder (69). Mustafa Kemal, daha İstanbul’dadır ama bölgesi ve göreviyle ilgili çalışmalara başlamıştır.

11 Mayısta, Sivas vilayetine, Canik Müstakil Mutasarrıflığına ve Sivas’ta 3. Kolordu Komutanlığı’na, bölgede faaliyette bulunan eşkiyaların miktarı ve mahiyetleri hakkında bilgi isteyen telgrafı çeker. “Bu bilgi mülki makamlarla askeri makamların yazışmaları ile tesbit edilecek ve kolordu komutanı Albay Selahattin Bey bu bilgiyi Samsun’da bana verecektir” diye belirtir (70).

Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a götüreceği karargah arkadaşlarını kendisi seçer. Kurmay Başkanı Miralay (Albay) Kazım’dır (71). Samsun’a gidecek olan 9. Ordu Müfettişliği karargahı mensupları 23 kişi olarak seçilmiştir.

Albay Kazım, 13 Mayıs’ta karargah mensupları için işgal kuvvetleri komutanlığından vize ister.

Ne acı değil mi? Karargah, İstanbul’dan Samsun’a hareket etmek için 3 gün önceden İngilizlerden vize istiyor!..

 

(İŞTE VİZE)

“Bâlâ’da esami muherrer erkân, ümera ve zabitan, dokuzuncu ordu kıt’aâtı müfettişliği karargahına mensup olup 16 Mayıs 335’de Samsun’a azimet edeceklerdir.

13 Mayıs 335

Move of abore officers approved.

O. Van Millingen

15.5.19 Maj. B. L.O

Görülmüştür (72).

Aynı gün yani 13 Mayıs 1919’da Albay Refet Bey de kendisi ve yanında götüreceği iki ere Bandırma vapuruyla Samsun’a gitmek için vize alır (73).

Refet Bey, karargah subayı değildir. Ama Mustafa Kemal, onu 3. Kolordu Komutanlığına götürecektir.

Bazı kaynaklar, Refet Bey’i vizesiz yolcu olarak belirtirlerse de bu yanlışlığın veya yanılgının vizede Refet kelimesinin yanlışlıkla Rifat yazılmasından meydana geldiğini sanıyorum (74).

Yine aynı tarihte yani 13 Mayıs günü Bandırma Vapuru ile gidecek olan 6 binek atı içinde vize alınır (75).

 

VE 14 MAYIS 1919

“Mustafa Kemal Paşa, Samsun’daki 3 Kolordu Komutanından 23 kişilik karargahı için Samsun’da geçici bir ikametgah hazırlanmasını ister (76).

Bu haber üzerine Samsun’da bayram havası eser. Zaten bir haftadır fısıltı halinde paşa geliyormuş! Mustafa Kemal Paşa geliyormuş haberleri kesinlik kazanır.

Teşkilat-ı Mahsusa’nın eski üyeleri, ‘’Bafra Cemiyeti Hayriyye-i  İslamiyye Cemiyeti’’ve bütün müdafa kuruluşları, Samsun’un ilçelerinden köylerinden haberleri duyanlar Samsun’a koşarlar, Paşa’yı karşılamaya.

Mustafa Kemal Paşa’nın geleceğini artık sağır sultan bile duymuştur.

14 Mayıs akşamı sadrazam yani Başbakan Damat Ferit Paşa, Mustafa Kemal Paşa’yı ve Genel Kurmay Başkanını yemeğe davet eder.

 

Başbakanın konağında verilen yemekte Mustafa Kemal’in görevi ve kumanda edeceği bölge görülür (72). Başbakan Damat Ferit, Mustafa Kemal’e çeşitli sorular sorar. Görev yerini haritada göstermesini ister. Cevat Çobanlı Paşa bu soruların geçiştirilmesinde Mustafa Kemal’e yardımcı olur.

Damat Ferit, yemek sonunda Mustafa Kemal’e padişahla görüşmesini söyler. Bu saatlerde İzmir’de halk, İzmir’e Yunan askerlerinin çıkacağını duymuş, sokaklarda yürüyüş yapmakta, protesto etmekte ve feryatlar yeri göğü inletmektedir.

 

15 MAYIS 1919

Mustafa Kemal Paşa, 15 Mayıs sabahı doğruca Genel Kurmay’a gider. Fevzi (Çakmak) Paşa ile yeni Genel Kurmay Başkanı Cevat Çobanlı Paşa devir-teslim işlemleri yapmaktadır. Fevzi Paşa, Genel Kurmay Başkanlığından alınmış, yerine Cevat Çobanlı getirilmiştir. Sebebi ise; Fevzi Paşa’nın “Yunanlılar İzmir’e çıkarma yaparlarsa silahla karşılık veriniz” emrini vermesidir (78).

Mustafa Kemal, Fevzi ve Cevat Paşalara veda ederek Babı-Ali’ye geçer. Hükümet, toplantı halindedir. İzmir’de Yunan işgalinin başlamasını görüşmektedir.

Mustafa Kemal’in geldiğini duyan bakanlar, salona yanına gelirler.

“İç işleri Bakanı Mehmet Ali Bey, Mustafa Kemal’e;

- Allah Allah ne küstahlık…. İşittiniz mi efendim.

“Yunanlılar İzmir’e çıkıyor” diye söyler.

İzmir’in işgal edilmeye başladığını burada duyan Mustafa Kemal, hükümet üyelerinin şaşkınlığını çaresizliğini görmüştür.

Mustafa Kemal: - Ya bu da mı oldu?

- Evet

Mustafa Kemal: - Ne yapmayı tasavvur ediyorsunuz?

- Protesto edeceğiz.

Mustafa Kemal; - Bu lazımdır, doğrudur. Ancak böyle bir protesto ile yunanlıların İzmir’den geri çekileceklerine ihtimal veriyor musunuz?

Bakanlar, Mustafa Kemal’in yüzüne bakarak;

- Fakat başka ne yapabiliriz?

Mustafa Kemal: - Belki de daha…. Kesin tedbirler düşünülebilir….

- Mesela ne gibi?

(O zaman bir ses, eğer yanlış hatırlamıyorsam Mehmet Ali Bey’in sesi cevap verdi, diyor Mustafa Kemal)

- Öyle hareketlere kalkarsak bize ne yaparlar bilir misiniz?

Mustafa Kemal, tabiî ki bir şeyler söylemeyi düşünür ama diyemez. Bahriye Nazırına;

- Bizi Anadolu’ya götürecek vapur hazırdır, değil mi? diye sorar.

Bahriye nazırı: - Çoktan tertip etmiştim. Bandırma Vapuru emrinizdedir.

Mustafa Kemal: Doğrudan doğruya vapur kaptanına emir verebilir miyim?

Bahriye Nazırı: Hay hay. Der (79).

Mustafa Kemal, bakanlara veda ederek oradan ayrılır. Daha yapacak çok işi vardır. Arkadaşı Fethi’yi Bekirağa Bölüğünde ziyaret ederek ona sırrını açıklar. Oradan ayrıldığında sarayın yolunu tutmuş, akşam olmadan saraya gidebilmek için acele etmektedir.

Mustafa Kemal, hızla saraya giderken Kurmay Başkanı Albay Kazım Bey de Samsun’a gidecek olan 25 Nefer (er) için vize almış. Karargahın kesin listesini de Harbiye Nezaretine bildirmişti. Bu listede; Erkan 1, Ümera 6, Zabitan 16, Efrad 25, binek hayvanı 3, otomobil 1, bilgileri verilir (80).

Görüldüğü gibi müfettişlik karargahının erlerle birlikte toplam sayısı 48 dir. Ancak Albay Refet de iki erle birlikte 3 kişi olarak Bandırma Vapuru ile gidebilmek için izin almıştır. Yani 15 Mayıs günü Mustafa Kemal, saraya Padişah Vahdettin ile görüşmeye giderken Bandırma Vapurunun askeri yolcu sayısı da 51 kişi olarak belirlenmiştir.

Mustafa Kemal, saray yolunda acele etmesine rağmen ancak akşam üstü saat yedi buçukta Yıldız Sarayı’na ulaşabilir (81).

 

YILDIZ SARAYINDA

Mustafa Kemal, kara haberin etkisiyle saraya girer. Boğaza bakan küçük bir salonu alınır. Salonun penceresinden düşman savaş gemileri görülmektedir.

İşgalcilerin gemileri denizi demir yığınları gibi kaplamıştır. Neredeyse deniz görülmez.

Padişah odaya girince, Mustafa Kemal Paşa ayağa kalkar. Ama Padişah, Mustafa Kemal’i yanına oturtur. Ebette İzmir’e Yunan askerlerinin çıktığı, İzmir’i kana buladığını padişah da duymuştu.

Mustafa Kemal-Vahdettin görüşmesi, 15 Mayıs Perşembe günü akşamüzeri bu acı haberlerin karamsarlığı içinde başlamıştır.

Mustafa Kemal, bu ikili görüşmede yapılan konuşmaları şöyle aktarmıştır:

“Mehmet Vahdettin dedi ki;

- Paşa, paşa sen şimdiye kadar devletimize çok hizmet ettin. Bunların hepsi artık bu kitaba geçti.

Bu bir tarih kitabıdır. Dirseğinin altındaki kitabı gösterdi ve devam etti:

- Tarihe geçti bunları unutunuz. Bundan sonra edeceğiniz hizmetler şimdiye kadar yaptığınızdan çok büyük olacaktır. Dikkat ve sadakatle çalışırsanız, devleti düştüğü bu felaketten kurtarabilirsiniz. Birçok komutanları Anadolu’ya gönderdim. Sizin göreviniz, bunları denetlemek olacaktır.

- Bu hususta elimden geleni yapacağım, buna emniyet buyurunuz efendim.

Vahdettin ayağa kalktı elimi sıktı.

- Muaffak olunuz, dedi (82).

Zekeriye Türkmen’e göre bu görüşmede Padişah Vahdettin şu sözleri de söylemiştir:

- Görüyorsunuz, ben artık memleketi ve milleti nasıl kurtarmak lazım geldiğini tasavvurda dücar oluyorum.

Ve ellerini havaya kaldırarak da:

- İnşallah millet müteriebbih ve müteyakkız (uyanık) olur: bu vaziyet-i elimeden (kötü durumdan) gerek beni ve gerekse kendini tahsis eder (kurtarır) (83).

Mustafa Kemal huzurdan çıkınca, yanına Baş Yaver Naci Paşa gelerek;

- Bu zatı şahanenin ufak bir hatırası, diyerek kapağı üzerinde “Sultan Vahdettin” markası işlenmiş bir kutu uzatır.

Mustafa Kemal saraydan çıktığında hava iyice kararmış, akşam olmuştu. Doğruca evine gitti, ertesi günü Cuma idi, çok işi vardı.

Ne yazık ki evine henüz girmişti ki kötü haberler gelmeye başladı. Bandırma Vapuru’nun Karadenizde İngilizler tarafından batırılacağı haberleri akıyordu.

Mustafa Kemal, 15 Mayıs gecesi Bandırma Vapuru’nun kaptanı İsmail Hakkı Durusu’yu evine çağırdı (84). Samsun yolculuğunu ve alınacak önlemleri konuştular.

Mustafa Kemal, o geceyi nasıl geçirdi? Kimlerle ve ailesiyle neler konuştu? Acaba annesiyle ve kardeşiyle konuşabildi mi? Belki de ailesine hiç zaman ayıramadı…. Sabah olunca yapacak çok işi vardı. Cuma namazına gidecek, Cuma selamlığından sonra padişah Vahdettin’i ziyaret edecek veda edecekti. Öğle sonu da Bandırma Vapuru ile Samsun yolculuğuna çıkacaktı…

Samsun’da Mustafa Kemal’i karşılayan 11-12 kişilik silahsız askerlerin içinde bulunan Halim Yaşar ile 50-55 yıl önce orta okul öğrencisi iken görüşmüştüm.

Yine Bafra Müdafaa-i Hukuk Derneği’nin kurucularından Kolaylı Hacı Hafız Mustafa Önder’in biri dedem olan, yeğenleri ikizler Hasan-Hüseyin (Ak) ları alarak Mustafa Kemal Paşa’yı Samsun’da karşılamaya gittiğini daha sonra Havza’da görüştüğünü 1980-1981’lerde öğrenmiştim.

Anlatan kişiler 1980’lerde bu bilgileri “Devlet Sırrı” olarak görüyorlardı. Kendilerini ikna edip, güvenlerini kazandıktan ve bir takım sözler verdikten sonra anlatmışlardı.

Öğrendiğim bu bilgilerden bazılarını o büyük insanlara verdiğim sözlerin sınırları içinde bu yazı dizisinin son bölümü olan “5. Bölüm: 10. Görüşme” başlığı altında yazacağım yazıda açıklayacağım. Ayrıca Mustafa Kemal Paşa’nın Bandırma Vapuru ile Samsun yolculuğunda Sinop açıklarına geldiği 18 Mayıs’da “Bafralıların , “Yüce Padişah Huzuruna” başlığıyla saraya çektikleri telgrafı da yayımlayacağım.

Ancak bu telgrafı ilk defa yayımlayan “Belgelerle Türk Tarihi Dergisi” nin telgrafın aslından çeviri yaparken, tarih çevirmede bir hata yaptığını, bu hatanın yaptığı yanılgıları da kısaca belirteceğim.

Büyük Kurtarıcımız ATATÜRK’ün, Padişah Vahdettin ile yaptığı son görüşmeyi, Bandırma Vapuru ile yaptığı  yolculuğu ve Samsun’a çıkışını anlatacağım.

 

5. Bölüm’de buluşmak dileğiyle saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

(Not: Notlar, yazı dizisi sonunda verilecektir.)