TEMEL SAĞLAM OLUNCA
Vural Dilmaç - Damla Damla

TEMEL SAĞLAM OLUNCA

Şimdiki iktidar yanlıları 2002 yılından itibaren ...

Şimdiki iktidar yanlıları 2002 yılından itibaren Türkiye’nin yükselişe geçtiğini, yeni bir Türkiye imajı ile örnek ülke haline geldiğini ve Cumhuriyet’in ilanından iktidara geldiğimiz güne kadar yapılan işlerin en az 20 mislini yaptıklarını söylemektedirler. Yani ülkenin kuruluşundan itibaren doğru dürüst bir kalkınma planı olmadığını ifade etmektedirler. Aslında Cumhuriyet tarihini ya bilmiyorlar yahut da o zor ve başarılı günleri küllemek için bilmezlikten geliyorlar.

         Biz okuyucularımıza o 20 yıllık zor geçmişte neler yapıldığını tarih sırasına göre ifade etmek istiyoruz: Yıl 1920, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması. Bu mutlu günü büyük Ata’mız çocuklara armağan etmiştir. Her yıl 23 Nisan’da bu çocuk bayramı kutlanmaktadır.

         29 Nisan 1920 Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun kabulü.

         1 Mart 1921 Türk Afgan Dostluk Antlaşması

         16 Mart 1921 Moskova Antlaşması

         5 Ağustos 1921 Atatürk’ün başkomutanlığa getirilmesi

7-8 Ağustos 1921 Tekalif-i Milliye Kanunu’nun kabulü

3 Eylül 1921 Sakarya Meydan Savaşı

13 Ekim1921 Kars Antlaşması

20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması

26 Ağustos 1922 Büyük Taarruz

30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Savaşı: Düşmanın yurdumuzdan atıldığı ve kaçamayanların denize döküldüğü çok önemli bir tarih.

9 Eylül1922 İzmir’in kurtuluşu

11 Ekim 1922 Mudanya Mütarekesi

1 Kasım 1922 Saltanatın ilgası: Saltanatın kaldırılması, yani padişahlık idaresine son verilmesi.

17 Şubat 1923 İzmir İktisat Kongresi

24 Temmuz 1923 Lozan Barış Anlaşması: Cumhuriyet tarihimiz için çok önemli bir anlaşmadır. İsmet Paşa Türkiye’nin üniter bir devlet olması için üstün zekâsını kullanarak dünya ülkelerine sınırları belli olan Türkiye’yi tanıtmıştır.

13 Ekim1923Ankara’nın başşehir olarak kabulü

29 Ekim 1923 Cumhuriyet’in ilanı: Türkiye için bir dönüm noktası olan Cumhuriyet’in ilanı karanlık günlerden aydınlık günlere çıkışın bir ifadesidir. Türkiye yıllar boyunca sabahlara kadar bayram yaparak bu sevinci kutlamıştır ve kutlamaktadır.

3 Mart 1924 Hilafetin ilgası

3 Mart 1924 Tevhid-i Tedrisat Kanunu

17 Şubat 1925 Aşar vergisinin kaldırılması

25 Kasım 1925 Şapka Kanunu (Bu tarihten itibaren de halkımız feshi atmış yerine ya kasket ya da fotur şapkayı giymiştir)

30 Kasım 1925 Tekke ve zaviyelerin kapatılması (Atamız tekke ve zaviyelerin topluma verdiği zararı görerek kapatılması emrini vermiştir)

26 Aralık 1925 Miladi takvimin kabulü

17 Şubat 1926 Medeni Kanun’un kabulü (Evliliğin sağlam bir temele oturtturulması, kadın ve erkeğin kanun nezdinde garantiye alınması sağlanmıştır.)

19 Nisan 1926 Kabotaj Kanununun kabulü

1 Kasım 1928 Harf inkılabı (Harf inkılabı ile batı medeniyetlerine uyum sağlanması bakımından çok önemli bir tarihtir. Eski Arapça yazıyı kaldırıp daha okunaklı, kendimize has bir alfabe yaratılmıştır. Bu tarihten sonra okuma ve yazma kolaylaştığından okur-yazar sayısı hızla artmıştır.)

10 Haziran 1930 Yunanistan’la Ahali Mübadelesi Anlaşması (Bu tarihten sonra Yunanlılar Yunanistan’a gönderilmiş, oradaki Türkler de ana vatanlarına dönmüşlerdir.)

12 Ağustos 1930 Serbest Cumhuriyet Fırkasının kurulması (Büyük Ata’mız halkın siyasi görüşlerini anlamak ve demokrasiye intibakını sağlamak amacıyla bu partinin kurulmasını istemiştir.)

15 Nisan 1931 Türk Tarih Kurumu’nun kurulması

12 Temmuz 1932 Türk Dil Kurumu’nun kurulması

18 Temmuz 1932 sonradan adı Birleşmiş Milletler Teşkilatı olarak değiştirilen Millet Cemiyeti’ne giriş

Şubat 1934 Balkan Antantı’nın kurulması

21 Haziran 1934 Soyadı Kanunu’nun kabulü: Bu tarihten itibaren aile sıfatlarının yerini soyadları almıştır.

20 Temmuz 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi

9 Temmuz 1937 Sadabat Paktı’nın kurulması

10 Kasım 1938 Ata’mızın vefatı ve büyük önderin, kurtarıcının aramızdan ayrılışı

7 Temmuz 1939 Hatay’ın anavatana katılması

1939’dan itibaren de İsmet İnönü Cumhurbaşkanı seçilir ve 1950 yılına kadar ülkeyi idare eder. Bu 11 yıllık zaman içinde 1940 yılında İkinci Dünya Savaşı başlar. Türkiye’yi bu savaşa sokmak isteyen Amerika, İngiltere ve Rusya liderlerine ince bir zekâ ile çalım atarak bu savaşa girmemizi önler. 1945 yılında İkinci Dünya Savaşı sona erer. 1946 yılında demokrasiye ilk adım olarak genel seçimler yapılır. Bu seçimleri CHP kazanır. 4 sene sonra yapılan genel seçimlerde CHP’nin eski ağır toplarından olan Celal Bayar ve Adnan Menderes’in kurdukları Demokrat Parti seçimleri kazanarak iktidara gelir. CHP bütün kozlarını kaybederek muhalefette kalmayı kabul etmiştir. Demokrat Parti hükümeti başlangıçta yapıcı görünse de, daha sonraki yıllarda ağır baskısını arttırmış CHP’lileri sanki düşman olarak görmeye başlamıştır. Halk ikiye ayrılmış, en yakın dostlar dahi karşı partili diye selamı sabahı kesmişlerdir. Kardeşler dahi birbiriyle konuşmaz olmuşlardır. CHP’li memurlar başka yerlere tayin edilmeye başlamış, yakasında Demokrat Parti’nin rozetini taşımayanlar iş bulamaz hale gelmişlerdir. Çok zengin olan iş adamı CHP’liler iflas ettirilmiş, sıkıntıdan hayatlarını kaybeden dahi olmuştur. Bunlar yetmiyormuş gibi bir de vatan cephesi diye reklam kampanyasına girilmiş, birkaç CHP’li dışında herkes DP partiye kayıtlı olarak gösterilmiştir. Yurttaki kaosun üzerine basın yasakları getirilmiş, her şey toz pembe olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Üstüne üstlük bir de mecliste tahkikat komisyonu kurulunca ipler tamamen kopmuştur. Tahkikat Komisyonu meclis üstü bir kuvvet olarak tanıtılmıştır. Halk bir darbenin kokusunu almaya başlamış, gidişat darbe endişelerini artırdığı halde hükümet duymazdan gelmiştir. Sonuç malum… Aslında darbeyi asker yapmamış, Demokrat Parti’nin kötü yönetimi yüzünden darbeye davetiye çıkarılmıştır. 27 Mayıs 1960’tan sonra 2000’li yıllara kadar hükümetler gelmiş geçmiş, tekrar darbe dedikoduları yayılmış, devlet bu yıllar içinde büyük sarsıntı geçirmiş fakat yıkılmamıştır. İşte 1920’den 1939’a kadar sağlam bir temele oturtularak her türlü sarsıntıyı atlatabilen büyük Ata’mızın ve silah arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyet sayesinde bugün o günleri inkâr etseler de, siyasi çalışmalarını istedikleri gibi yürütmektedirler. Eğer 1920 ve 1940 yılları arasında çelik yapıya sahip bir devletin temeli atılmasaydı, bugün düşündüklerinin hiçbirisini yapamazlardı. Yaptıkları konuşmalarda Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurulmasına hiç değinmeden direkt 1950-1960 arasındaki Demokrat Parti’ye methiyeler (methetmek) düzenliyorlar. Astı astarı olmayan kulaktan dolma bilgileri seçmene anlatmaya çalışıyorlar. Bir Cumhuriyet çocuğu olarak her devri yaşamış, gazeteci olarak görmüş bir insanım. Her şeye tahammül ederim, yalnız nankörlüğe tahammül edemem.

 

Cumhuriyetimizin 93. yıldönümü Cumhuriyetçilere kutlu olsun.

DİĞER YAZILAR