Günlerdir siyasilerin açık hava toplantıları ve televizyon konuşmaları, hep aynı konuyu genellikle işlemeleri başımızı bir hayli ağrıttı. Bu söz düellosu evetçilerin çoğunluğu ile sonuçlandı.
***
İnsanlar doğduğu, büyüdüğü örf ve adetlerine ister istemez sadık kalabiliyor. Zaman geçtikçe de kafa yapısına göre bir toplumun içinde yer alabiliyor. O toplumdaki başarılı olma hırsı, çabası her zaman iyi sonuçlar da vermeyebiliyor.
Mesleğim icabı sayısız dernek kongrelerine haber yapmak için gitmişimdir. Mevcut yönetim çalışma raporunu okuduktan sonra, üyelerin görüş ve düşüncelerini almak için ricada bulunur. Çalışma raporu başarılı olduğu halde öyle tenkitlere maruz kalır ki! Sanki dernek parçalara bölünmüş, yok olma derecesine gelmiştir. İşte her konuya başarılı da olsa, başarısız da olsa itiraz etmeyi kendilerine görev bilen insan yapısı her zaman gelişmelere, başarılara set çekmektedir. Siyasette de böyledir, liderlerin kafa yapılarına göre seçmenler belli bir grubu temsil ederler.
Bölgesel bu gruplar lider olarak kabul ettikleri siyasetçilerin peşinden hiçbir zaman ayrılmazlar. Başarılı da olsa, büyük hatalar da yapsa genel başkanlarına toz kondurmazlar. Muhalefet de böyledir, iktidar da böyledir. Seçmenin bu fikri sabit devam ettikçe ülkemizin yükselme yahut aksaması genel başkanların inisiyatifindedir. Ufak bir hata ülkeyi batağa sürükler. Başarılı bir gelişme de ülkeyi yüceltir.
Oyun sona erdi. Evetçiler kazandı.
Her halde mutlu olmuşlardır…
Bir de madalyonun tersine bakalım. Şayet Sayın Devlet Bahçeli evet için varını yoğunu sarf etmeyip de hayırcıların cephesinde yer alsaydı, acaba sonuç ne olurdu? Diyorlar ki eğer Sayın Bahçeli muhalefette kalsaydı, evetçilerin oyu %50’nin altına düşerdi ve bu sonuç da Ak Parti’nin erimesinin başlangıcı olurdu. Ak Partililerin sabah akşam Sayın Devlet Bahçeli’ye teşekkür borcu vardır. En azından bizler öyle düşünüyoruz.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun