16 MAYIS SABAHI
Ali Ak

16 MAYIS SABAHI

15 Mayıs gecesi saatler 24:00’ü geçmiş, 16 Mayıs gününün ilk saatleri başlamış Zübeyde Anne hala dualarına devam ediyordu.

Oğlunun görevinin kutsallığını, tehlikesini, yüklendiği sorumluluğun ağırlığını ve elini altına koyduğu taşın dağlar kadar büyük olduğunu anlamıştı. Birden fenalaştı ve olduğu yere yığılıverdi.

Zübeyde Anne’yi, Makbule ve Mustafa Kemal Paşa ikisi bir kucaklamışlar ve Yaver Cevat Abbas da Dr. Rasim Ferit Talay’a koşmuştu.

Makbule bu son geceyi, akşam yemeğini, 15 Mayıs gününü ve gecesini, 1947’de Atatürk’ün ölümünden 9 yıl sonra Bahadır Dülger’e anlatmıştı.

Bahadır Dülger de Makbule Atadan’ın bu anlatımını 10 Kasım 1947 yılında “Atatürk’ün Hemşiresi M. Atadan anlatıyor: İki ayrılış ve iki zafer” başlığıyla TASVİR GAZETESİ’ nde ve “Bayan Makbule Atatürk’ün hayatını anlatıyor” başlığıyla da Vakit-Yeni Gazete’de yayınlamıştı.

Makbule Atadan, bu anlatımında o günlerde Şişli’deki evde oturduklarını, annesiyle kendisinin üçüncü katta kaldıklarını, ağabeyinin alt katta kabul ettiği ziyaretçileri görmediklerini ama toplantılar yaptığını belirtiyor. Ancak son gece yenen veda yemeğini, ağabeyinin sözlerini, annesinin fenalaşmasını ve Dr. Rasim Ferit Talay’ın gelişini dün gibi hatırladığını söylüyor.

O geceyi bir de Makbule Atadan’dan dinlemeye ne dersiniz?

Haydi… Büyük Atatürk’ün annesiyle ve kız kardeşiyle geçirdiği son gecenin bazı bölümlerini Makbule Atadan’ ın anlatımlarından birlikte okuyalım:

“İstediğini yerine getirdim. Müze olan evin üst katında, sokağa nazır şahnişli odadaki annemin karyolasının karşısına ufak bir sofra kurdurdum. Ona rahatça oturacağı gibi yerde minder hazırlattım. Hadiseyi daha dün olmuş gibi hatırlıyorum. Önüne koyduğumuz ve bugün benim hala muhafaza ettiğim gümüş tepside patates püreli rosto, ıspanaklı yumurtadan ibaret bir yemek vardı.

Atatürk geldi, annemizin elini öptü, benim hatırımı sordu ve mindere bağdaş kurup oturdu. Yemeğe isteksiz olduğu halinden belli idi. Zorla çiğnediği lokmaların arkasını kesti, elinden çatalını bıraktı. Gözleri alev alev yanıyor, çok heyecanlı olduğu halinden belli oluyordu. Birden söze başladı...

(M. Atadan devam eden satırlarda ağabeyinin yaptığı açıklamaları ve önerilerini anlatıyor. Bunları “SON GECE” bölümünde yazdığımız için tekrarlamıyor geçiyoruz.)

Ve M. Atadan devam ediyor:

“Annem çok sevdiği Mustafa’sının bu sözlerinden derin bir teessüre düşmüş ve hemen şiddetli bir kalp krizi ile sarsılmaya başlamıştı. Bu şiddetli kriz bize her şeyi unutturdu.

Zavallı anacığıma nefes aldırmak için pencereleri açtık. Kucağımızda onu sofaya çıkardık.

Atatürk heyecan içinde söylediği sözlerin yaptığı tesiri izole etmek istermiş gibi annemi:

- Anne, merak etme bu kadar üzülme... Ben sizlere en kötü ihtimali anlattım. Muvaffak olmam ihtimali de kuvvetlidir. Tekrar buraya dönerim. Sizi yanıma aldırırım. Üzülme” diye teselli etmeye çalışıyordu.

Doktor Rasim Ferit ,vaktinde yetişmemiş olsaydı, o akşam annem ölebilirdi. Sabaha kadar onunla uğraştık. Şafak sökerken biraz rahatlar gibi oldu.”

Makbule Atadan’ ın anlatımına göre Dr. Rasim Ferit Talay, şafak sökene kadar Zübeyde Anne’nin yanında olmuş, hayatını kurtarmıştı.

Peki! Kimdi? Bu Doktor Rasim Ferit. Mustafa Kemal Paşa’nın en iyi arkadaşlarındandı. Atatürk ile 1910 yılında tanışmış, dostluğunu ve güvenini kazanmış, bunu da ömür boyu sürdürmüştü.

- Vahdettin veliahtlığında Aralık 1917 ve Ocak 1918 aylarında Almanya’ya seyahat edecekti. Mustafa Kemal de bu seyahatte Osmanlı ordusunun temsilcisiydi. Ama Vahdettin ile hiç tanışmamıştı.

Mustafa Kemal, veliaht Vahdettin ile tanışmak için onun Vani Köyündeki köşküne gidecekti. “Beşiktaş’tan karşıya geçtikleri İstimbotta Dr. Rasim Ferit (TALAY) ile Yaveri Cevat Abbas (Gürer) vardı. Doktor, onların dönüşünü istimbotta beklemişti (107)

Veliaht Vahdettin’in heyeti Almanya yolculuğuna Sirkeci’den demiryoluyla yani trenle yola çıkacaktı.

Mustafa Kemal yine Dr. Rasim Ferit Talay ve Yaveri Cevat Abbas Gürer ile birlikte gelmişti istasyona (108).

Mustafa Kemal, Almanya dönüşünde İstanbul’dadır. Bu günlerde Veliaht Vahdettin kızı Sabiha Sultan’ı Mustafa Kemal ile evlendirmek istediğini söyler (109).

Talat Paşa, Fethi Okyar ve Rauf Orbay, Mustafa Kemal’in bu teklifi kabul etmesini isterler. Ancak Musatfa Kemal kararsızdır. Mustafa Kemal, Sabiha Sultan ile evlenme konusuna Dr. Rasim Ferit Talay’a tanışır. Onun öğüdüne uyarak bu evlilikten vazgeçer (110).

Mustafa Kemal’in Dr. Rasim Ferit Talay ile dostluğu hakkında bir iki örnek daha vermek istiyorum izin verirseniz:

Mustafa Kemal Almanya’dan geldikten sonra böbreklerinden rahatsızlanmış ve Karlsbad’ a gitmişti. Yine oradan arkadaşı Dr. Rasim Ferit ile haberleşmeyi ihmal etmemişti.

M. Kemal Paşa Karlsbad’ da iken 3 Temmuzda padişah V. Mehmet Reşat ölmüş, yerine Veliaht Vahdettin padişah olmuştu. Bu durumu öğrenen Mustafa Kemal, 2 Ağustosta İstanbul’a dönmüş ve 5 Ağustosta padişah Vahdettin ile görüşmüştü.

Bu görüşmeden üç gün sonra Enver Paşa’nın “Başkomutanlık vekili” ünvanı, padişah Vahdettin tarafından kaldırılmıştı.

İşte o günlerde Mustafa Kemal, arkadaşı Dr. Rasim Ferit Talay ile birlikte evine döndüğü bir gece Akaretler yokuşunu inerlerken bir suikasta uğrayacağını anlamış ve tehlikeyi birlikte atlatmışlardı (111).

Bu olaydan sonra 16 Ağustos Cuma günü padişah Vahdettin, Mustafa Kemal Paşa’yı huzuruna çağırarak, Mahvilde Alman generallerinin yanında onu Suriye’deki VII. Orduya tayin ettiğini söylemişti. Bu padişahın buyruğuydu, gitmek zorundaydı. Cepheye VII. Orduya ikinci defa giderken yine arkadaşı can dostu Dr. Rasim Ferit Talay tarafından uğurlanmıştı.

Mustafa Kemal, 26 Ağustos 1918’de Halep’e oradan güneye inerek 27 Ağustosta Nablus’a gelir. Hastalanmıştır. Hasta haliyle bütün Suriye’yi incelemiş ve hastalığı artmıştır. 11 Eylülde Dr. Rasim Ferit Talay’a: “Kardeşim Rasim Ferit”, diye başlayan bir mektupla cephenin durumunu anlatmıştır (112).

Mustafa Kemal, cephedeyken 7 Ekim 1918’de Talat Paşa hükümeti istifa etmişti. Hükümeti kurma görevini Tevfik Paşa almıştı. Ama hüküeti kuramıyordu. Dr. Rasim Ferit, bu durumu özel şifreyle M. Kemal’e bildirmiş, M. Kemal’den aldığı görüşlerini ve önerilerini bildiren telgrafı da 14 Ekimde saraya ulaştırmıştı (113).

Mustafa Kemal Paşa 13 Kasım 1918’de İstanbul’a gelişinde Haydarpaşa Garı’nda çok sevdiği Dr. Rasim Ferit Talay tarafından karşılanmıştı (114).

O gün itilaf devletleri İstanbul’u işgal ediyorlardı. 55-60 gemi İstanbul Boğazından geçiyordu. Aralarında Yunan kruvazörü Averof da vardı. Çok üzülmüşlerdi. Averof zırhlısı İstanbul’da ha…

İşte o zaman Mustafa Kemal, doktora “Hata ettim, İstanbul’a gelmemeli idim. Ne yapıp yapıp Anadolu’ya dönmenin çaresine bakmalı” demişti. Burada tarihe geçen o meşhur: “Geldikleri gibi giderler” sözünü söylemişti.

Üç saat bekledikten sonra, Haydarpaşa’dan karşıya “KARTAL İSTİMBOTU” ile geçmişlerdi (115).

Mustafa Kemal Paşa’nın bu sivil arkadaşı Dr. Rasim Ferit Talay ile dostlukları anlatmakla bitmiyor. Ama “Mimber Gazetesi’ni de anlatmak istiyorum:

Mustafa Kemal İstanbul’a geldiğinde “Minber Günlük Siyasi Gazate”si 13. Sayısını yayınlamıştı. Gazetenin sahibi Ali Fethi Okyar, sorumlu müdürü Dr. Rasim Ferit Talay’dı. Mustafa Kemal de hemen bu gazeteye ortak olmuştu (116). Üç samimi arkadaş basın yoluyla direnişe geçmişlerdi.

Tevfik Paşa hükümetinin 18-19 Kasım 1918’de yapılan güven oylamasında, Mustafa Kemal’in meclise giderek milletvekillerine güvensizlik oyu vermeleri için yaptığı görüşmelerde Dr. Rasim Ferit hep yanındaydı (117).

İşte Dr. Rasim Ferit Talay her zaman her yerde Mustafa Kemal’in yanındaydı, yardımına koşuyordu.

Biz, tekrar Şişli’deki eve Zübeyde Anne’ye bakalım: Nasıl olmuş?

Dr. Rasim Ferit Talay, getirdiği ilaçlarla yaptığı tedavi ile Zübeyde Anneyi sakinleştirmişti. Ama nerdeyse sabah olacaktı.

Dr. Rasim Ferit Talay, sabaha karşı huzurla evden ayrıldı.

 

(Notlar bölüm sonundadır.)

 

Gelecek sayıda 'BİR TALAY GİDİYOR – BİR TALAY GELİYOR'