Bafralılar için perşembe pazarları çok önemlidir. Aileler haftalık yiyecek ihtiyaçlarını hem taze hem de ucuz alarak temin ederler. Üretici ise köyünden getirdiği ürünleri kendisine ayrılan bölümde satmaya başlar ve devamlı olarak “karpuzum iyidir, kavunum iyidir, kabağım iyidir, hıyarım iyidir” diyerek ürünlerinin reklamını yapmaya devam eder. Yıllar sonra iyidir kelimesinin siyasi hayatta kullanılacağını hiç düşünmemiştik. Muhtelif yerlerde yapılan siyasi toplantılarda konuşmacılar genellikle “bizim partimiz iyidir, sizleri huzura kavuşturacak, ekonomiyi düzeltecek tek partidir.” diyerek tanıtıma devam ederler. Bu arada bir vatandaş çıkıp “Benim haberim yoktu sizin partinin ismi nedir?” diye sorarsa karşı taraf “İyi Parti” cevabını verir. Vatandaşın vereceği cevap şu: Sonumuz hayırlı olsun.
Devlet BAHÇELİ ve partisinin külliyen AK Parti’ye geçmesiyle CHP yalnızları oynamaya başladı. Zaten Devlet BAHÇELİ ve partisinin ismi muhalefette geçiyordu aslında, muhalefete saldıran ve iktidara methiyeler düzen bir partiydi! Şimdi Meral AKŞENER hanımın siyasi arenada boy göstermesi, İyi Parti’nin Genel Başkanı olmasıyla siyaset eskiye nazaran daha canlı duruma geçmiş oluyor. Önümüzdeki mahalli seçimlerde şayet o ilin yahut ilçenin sevilen, sayılan, güvenilen isimlerini arayıp bulup, siyasete sokabilirlerse böylelikle yurt çapında bir hayli belediye başkanlığı almış olurlar. Dolayısıyla milletvekili seçimlerine de daha güçlü, daha güvenli olarak girebilirler. Şayet barajı aşıp grup kurabilecek duruma geçebilirlerse, işte o zaman CHP ile birlikte güçlü bir muhalefet meydana getirebilirler. Böylelikle ağır aksak yürüyen demokrasimiz daha canlı şekilde Meclis Genel Kurulunda varlığını gösterebilir. Diyeceksiniz ki; İyi Parti ile CHP anlaşabilecek mi? Anlaşmaya mecburlar, varlıklarını devam ettirmek için asgari müştereklerde beraber hareket etmek zorundadırlar.
Yazımda belediye başkanlığı seçimleri ile milletvekili seçimlerine değindik. En önemli konuyu sona bıraktık, yani Cumhurbaşkanı seçimi ile ilgili bir fikir yürütmedik. Şimdi açıklıyorum; hangi siyasi parti cumhurbaşkanlığı için aday gösterirse, alsa alsa havasını alır, halka Cumhurbaşkanlığı seçiminde parti kimliğini göz önünde tutmadan ya parlementer sistem ya da tek adamlık başkanlık sistemi denmez, halka bu ilkeler doğrultusunda anlatılamaz ve birlikte hareket ettirilmezse Sayın Tayyip ERDOĞAN o makamı kolay kolay kimseye kaptırmaz. Bizim genel görüşümüz budur. Yanılmış da olabilirim.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun.