1950 yılının başından aşağı yukarı sonuna kadar Bafra, çevresine, Büyük Millet Meclisine renk katan, heyecan uyandıran bir oluşuma sahipti. Zira Bafra’nın yetiştirdiği, okuttuğu, siyasete atılarak Meclise giren en az iki Milletvekilimiz hem ülkenin geleceği için çalışma yapıyorlar hem de Bafra ve çevresine faydalı olabilmek için her türlü imkânı kullanıyorlardı. O zamanlar iktidar partisi ile Bafra’nın arası çok iyiydi. Ankara Bafra’nın bir dediğini iki yapmıyor, Bafra ise seçimlerde oy sandıklarını tıka basa Demokrat Parti oyları ile dolduruyordu. Bafra’nın ışık olduğu yıllarda ekonomisi de düzgündü, kereste fabrikası devamlı mal üretir, talaş ve çıtaları da halka ucuz fiyatla satardı. Karaköy harası yüzlerce hayvandan aldığı sütle peynir ve yağ üretiminde çevreye çok büyük gıdasal fayda sağlardı. Tütün ekicileri, mahsullerini yabancı firmalara beğendirmek için birbirleri ile yarış ederlerdi. En az iki bin kadın işçi tüccarların tütünlerini istifleyerek tonga haline getirirlerdi; yani gerek siyaseten gerek ekonomik olarak Bafra’nın verimli olacağı bir yeri yoktu. Bu arada Samsun sessiz sedasız kendi işlerine bakıyor, ortada pek görünmüyordu. Bafra sosyal hayatta da Samsun’u gölgesine almış durumdaydı, hatta Samsun Valisi Hamdi Ömeroğlu şehrin ileri gelenlerini toplayarak şöyle bir ifadede bulunmuştu: “Beyler Bafra’da yayınlanan Bafra Gazetesi Türkiye çapında bir güzellik kraliçesi organizasyonu yapıyor. Bütün Karadeniz, kaymakamından valisine kadar, resmi makam Bafra’yı dolduruyor, gittik ve o muhteşem geceyi yaşadık. Biz onların yaptığının onda birini dahi yapamayız, bizi ayıplayanlar hiç olmazsa biz Samsun olarak güzellere Samsun hava meydanı lokantasında bir akşam yemeği vererek bu ayıbı biraz olsun kapatabiliriz.” Gerçekten o gece güzellere bir yemek verildi. Sözüm ona biraz ayıp kapatıldı. Zaman içinde kereste fabrikası faaliyetini durdurmuş, Karaköy harası imalata son vermiş, tütün tüccarları iflasın eşiğine gelmiş, ekonomisi altüst olmuş bir Bafra görüyoruz.
Samsun Bafra’nın gölgesindeyken Bafra’nın üstünde yer almaya başlamış çifte çifte meclise gönderdiğimiz Milletvekilleri de teke düşmeye başlamış, Bafra’nın siyasi otoritesi el değiştirmiştir. Bundan böyle Bafra’nın eskisi gibi aydınlık günlerine ulaşması imkânsızdır. Bugünü esas alırsak sistem değişmiş, bütün kararlar Ankara’ya bağlı olarak yeni sistemin içinde yer almışlardır. Ne dersek diyelim her güzelliğin, her başarının bir sonu olduğunu gördük.
Son söz olarak şunu ilave edelim: Bir varmış bir yokmuş gerçekleri hatırlamak da varmış.