Yıllar önce Bafra – Samsun arası çalışan otobüslerin şoförleri halkın takdirini ve güvenini kazanmış insanlardı. Araba kullanmaktaki maharetleri sık sık otobüsün işlek bölgelerini elden geçirerek vasıtaya güven kazandırmak ön planlarında tuttukları işlerinin başlarında gelmekteydi. Direksiyona oturduğunda kendisini izleyen yolculara güven veren, hayranlık uyandıran harika insanlardı. Yıllar boyu Samsun-Bafra arası bir buçuk saatlik mesafede olan bu iki şehrin hiçbir zaman kaza bela lafını duymadık. Çünkü gerek yolculara gerekse kullandığı otobüse hâkim olan bu çok değerli şoförler artık yok. Bugün sürücülük imtihanını kazanarak direksiyona geçen yüzlerce şoför arasında kendini bilemeyen, düşünceden ve mantıktan yoksun insanlar sayesinde caddeler kan gölüne dönmektedir. Direksiyon başında kontrol kendi elinde amma göz göre göre 50 metre aşağıdaki uçuruma yuvarlanmakta, onlarca ölü ve yaralı yüreklerimizi burkmaktadır. Efendim neymiş direksiyon hâkimiyetini kaybetmiş. Aslanım sen ilk defa kafayı kaybetmişsin, direksiyon elinde, telefon kulağında, yanındakiyle muhabbeti koyulaştırmışsın, gazı da köklemişsin, gideceğin yer olsa olsa mezarlık olur, zaten de öyle olmuştur. Diğer tarafta dümdüz yolda cadde ile anayolu ayıran hendeği fark etmiyorsun ve kafadan hendeğe çakılıyorsun. Sebep yine aynı şey; el hâkimiyetini kaybetmek. Bu manyaklar yüzünden kaç ocak sönüyor, çoluk çocuk yetim kalıyor. Bir de başka türlüsü var. Göz alabildiğine uzun bir trafik şeridinde rüzgârla yarış edercesine yol alırken önde arıza yapıp sağa çekilen büyük bir kamyona arkadan giriyorsun. Hep bunlar süratin ve aptallığın sonuçlarıdır. Bir kanunla hız ayarlama yapılması, yani 80 ve 100 kilometre arasında seyahat edilebilmesini sağlamak çok sayıda ölümcül vakaları ortadan kaldıracaktır. Biraz komik sayılsa da 80 – 100 kilometre hız az bir sayı değildir. Bunun dışında İtfaiye ve Cankurtaran hız serbestisi içinde olabilir.
Bir de kendine hâkim olamamanın siyasi yönü vardır; gerek iktidar gerek muhalefet olsun, liderlerinin gözüne girmek için yerli yersiz konuşmalar yapanlar… Dolayısıyla karşılıklı atışmalar başlar. Yoktan yere ülkenin huzuru kaçar, bunu her gün yaşıyoruz. Hız yasaklaması kanunla önlenebilir, ama siyasilerin boşboğazlıkları kanunla önlenemez. Çünkü hiçbir siyasinin ağzına kilit takamazsın; o istediği gibi öter, istediği gibi şakır. Siyasi polemikler, yalnız bizim ülkemize ait değildir. Avrupa’da da partiler adeta karşı tarafı gözden düşürmek için yarış içindedirler. Yok efendim şu böyle olmazsa Avrupa Birliği’nden çıkarırız diye tehditler savurmaktadırlar. Yahu arkadaş Avrupa Birliği’nden çıksan ne olur, çıkmasan ne olur? Kimin umurunda! Yıllar önce Avrupa Birliği mi vardı? Şimdiki gibi de kargaşa yoktu. Ülkeler yerleşim planına göre hareket eder, geleceğini garantiye alır. Hiçbir ülke tek başına değildir, mutlaka bir destekçisi vardır.
Cumhuriyet Bayramı’nızı kutlarım.