Türkiye’de “ Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir. ” kuralını devlet yönetimine yerleştiren, demokrasiyi taçlandıran cumhuriyetin ilanının üzerinden 96 yıl geçti. Milli Mücadele’nin zaferle sonuçlanmasının ardından Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, yeni Türk devletinin yüzünü çağdaşlaşma ve demokrasiye çevirdi. 26 Ekim 1924’te yayımlanan kararname ile cumhuriyetin ilanının 101 pare top atışı ve düzenlenecek etkinliklerle kutlanmasına karar verilmiş. Karar doğrultusunda 29 Ekim 1924’teki etkinlikler, kutlamaların başlangıcı olmuş.29 Ekim, 1925 yılından bu yana “Milli Bayram” olarak günümüze kadar coşkuyla kutlanmaktadır. Böyle büyük günler, toparlanma, kendine gelme günüdür. Bilinçlenme, tarihini hatırlama, milletiyle bütünleşme günüdür... Cumhuriyet düşmanlarına inat, cumhuriyet yıkıcılarına inat, cumhuriyet karşıtlarına inat, bize bu cennet ülkeyi emanet bırakan Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına asla ihanet etmeyeceğiz. İhanet edenlere de demokratik açıdan derslerini mutlaka vereceğiz. Nevşehir Valiliğinin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda gerçekleştirilmek istenen “Atatürk’e Saygı Ve Cumhuriyet Yürüyüşü’ ne izin vermemesi ülke çapında tepkilere neden olmuştu. “Kamu düzenini bozarsınız” denilerek yürüyüşe izin verilmemişti. Halkın tepkisini gören vali yürüyüşü yasaklama kararından geri adım atmıştır. İnsanlar yaptıkları işlerle anılırmış. Halk kendine benzeyenleri seçiyor. Halk kendine benzemeyenleri seçmeyi bir öğrenebilse çok şey değişecek. Bunu ancak yeni kuşaklar yapacak. Ülkeyi yönetenleri de ülkeyi yönetebilenler arasında seçecekler. Başka yolu yok bunun. Ölüm gelmeden hayatın; hastalık gelmeden sıhhatin; yaşlılık gelmeden gençliğin; fakirlik gelmeden zenginliğin; meşguliyet gelmeden boş vaktin kıymeti bilinmez. Milli Bayramlarımızda İstiklâl Marşı’mızın okunması, saygı duruşunda bulunulması, şiirler okunması, kahramanlık türküleri söylenmesinin; cumhuriyeti kuran kahramanlarımızın, şehitlerimizin minnetle anılmasının kime zararı olur? Bu yapılanların neresi sevinçtir? (Bayramdır) Bu yapılanlar kutlamadır, anmadır. Biz bağımsızlığımızın, devlet kurmamızın bayramını kutluyoruz. Bayram etmek eğlenmek başka şeydir. Bayram kutlama başka şeydir. Bu büyük millet bayramını, daha büyük şerefle, huzur ve refah içinde kutlayacaktır. Allah hiç kimseyi karaktersizlikle, karakter fukaralığıyla cezalandırmasın. Düşman bile karakterli olmalı! Kurtuluş Savaşı, insanlık tarihinin en mukaddes savaşıydı. Sırf bizler daha müreffeh bir Türkiye’de bağımsız yaşayalım diye atalarımız canlarını verdiler. Bu günler gelip geçicidir. Bağrından Mustafa Kemalleri ve silah arkadaşlarını çıkaran bu millet, gelecek kuşak içinden bu ülkenin geleceğini muasır medeniyetlere taşıyacak onlar gibi gençler çıkaracaktır. “Keşke Yunan kazansaydı.” diyenler çöp olup yok olacaklardır. Bugün Türk milletinin bir ferdi olarak cumhuriyetimizin 96. yılını coşkuyla kutlamanın onurunu, heyecanını yaşıyorum. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’mız kutlu olsun.