HİTİTLERDEN GÜNÜMÜZE ANADOLU BİRLİĞİ
Ali Ak

HİTİTLERDEN GÜNÜMÜZE ANADOLU BİRLİĞİ

 

  1. Bölüm: Kaşka’lar ( Adı Bilinen En Eski Bafralılar) Kadeş Savaşında                                                                 

Anadolu’da ilk siyasal birliği sağlayan Hititler Kadeş’te M.Ö. 12 Mayıs 1274’de Mısırlılarla savaşırlar. Bu savaşa Hitit İmparatorluğuna bağlı krallıklar ve beylikler de katılırlar. Bunlar arasında Wilusa (Troya) krallığı ve Kaşka’lar da vardır. Karadeniz kıyılarında Samsun, Bafra ve Simop dolaylarında yaşayan Kaşka’lar da Anadolu Birliği içinde Hititlerin yanında yer alırlar.


 

Hititlerin üstünlüğü ve Mısırlıların büyük kayıplarıyla sonuçlanan savaştan sonra Hitit kralı 11. Muvattalli başkent Hattuşa’ya döner. Ölümünden sonra oğlu, kral olur. Ancak amcası Hattuşili’yle yaptığı taht kavgasını kaybederek Kıbrıs’a sürgüne gönderilir.

Hattuşili kral olunca,M.Ö 21.11.1259’da meşhur Kadeş  Antlaşma’sını yaparak Mısırlılarla yapılan savaşlara son verir.

111.Hattuşiliden sonra tahta geçen Tuthaliya zamanında (M.Ö. 1250-1220) Anadolu’da ağır kuraklık olur. Açlık tehlikesi baş gösterir. Tuthaliye, Mısır Fravunu Merentpah’tan yardım ister. Merentpah hemen gerekli yardımı yapar. “Hatti ülkesini yaşatmak için Asyalılara gemilerle tahıl yolladım” der.

Kadeş Savaşı binlerce insanın ölümüne sebep olmuş fakat “Kadeş Barışı” yardımlaşmayı sağlamıştır.

Günümüzden yaklaşık 3250 sene önce insanlık yaşamaktadır.

2. Bölüm

Batının Anadolu’ya İlk Saldırısı

Hitit İmparatorluğu’nun yıkılışı ve Hititlerin Anadolu’yu terk edip güneye çekilmelerinden sonra (M.Ö. 1200-1180) Anadolu’da siyasal birlik dağılmış kent devletleri oluşmuştur.

Adı destanlara geçen Troya şehri de böyle bir “kent devleti” dir. Kadeş’te Hititlerin yanında savaşan Wilusa krallığı’nın devamıdır.

Bugünkü Çanakkale yakınlarında kurulmuş olan Troya M.Ö. 1200 yıllarında büyük bir saldırıya uğrar. Saldırıyı bugünkü Yunanistan’da yaşayan Akhalar yapar. Akhalar 1000 (bin) gemiyle gelerek 100 000 (yüz bin) kişilik bir orduyla saldırır.

Akha Ordusu’nun başında krallar kralı Agamemnon vardır. 29 ilden toplanmışlardır. “Troya Ordusu ise beşi Troya Kralı Priam’ın buyruğunda onbiri Anadolu’dan Troya’ya yardıma gelmiş kuvvetlerden oluşur.

Troya Anadolu şehridir. Bütün Anadolulular yardıma koşarlar. Belki de Tarihin ilk doğu-batı savaşıdır bu. Troya savaşları on yıl sürer. Karadeniz bölgesinde Samsun – Ünye civarında oturan Amazonlar da Troyalıların yardımına koşarlar. Daha iyi ok atmak amacıyla sağ göğüslerini kesmiş bu kadın savaşçılar Troyalıların yanında savaşa katılırlar. İki ağızlı baltalarıyla Akhaları şaşkına çevirirler. Troyalıların morali yükselir. Anadolu’dan kendilerine yardıma gelen bu bakirelerin yanında bütün güçleriyle düşmanın üzerine atılırlar. Troya Ovası yine kızgın savaşa sahne olur. Amazon kraliçesi bu savaşta hayatını kaybeder:

“Cesur bakirenin bir hareket yapmasına meydan kalmadan mızrak sağ omzuna saplanmıştı. Onu beyaz atının üzerinden yuvarladı. Attığı mızrağın yerini bulduğunu gören Akhilleus hemen yere düşen kraliçenin üzerine atıldı. Mızrağını sapladığı yerden çekip çıkardı. Sonra da kalkmaya çalışan amazona, kamasını batırdı. Artık tehlikesiz olduğuna kanaat getirmiş, parlak miğferi çıkarmıştı. Akhilleus, miğferin altında böylesine güzel bir yüzle karşılaşınca şaşırdı kaldı. Kendi attığı mızrakla yere düşürdüğü sonra da acımasızca kamasını sapladığı bu vücut ancak tanrıçalara ait olabilirdi”Amazon kraliçesi ölüyor ama, Anadolu’nun dört bir yanında Troya’ya yardıma koşmaya devam ediyorlar Anadolu Yiğitleri.

3. Bölüm

 

Batının Anadolu’ya Son Saldırısı

1914’de başlayan 1. Dünya Savaşı Anadolu halkına büyük acılar yaşatır. Cephelerde yüzbinlerce evladı şehit düşmüş, 90 bin yiğit karlı dağlarda donmuş, onbinler Arap Çöllerinde susuzluktan kurumuştur.

30 Ekim 1918’de yapılan Mondoros Antlaşmasıyla 1. Dünya Savaşı sona erer. Mondoros limni adasında bir limandır. Anlaşma, Agamemnon adındaki gemide imzalanır. 3200 sene önce Anadolu’ya saldıran ordunun komutanının adı olan bir gemide.

Yıl 1919 Mevsim ilkbahar, Anadolu’ya saldırmaya hazırlanıyor. Akhaların torunları Yunanlılar. Bu sefer Çanakkale’den değil, İzmir’den saldıracaklar. Yine Anadolu’yu kana bulayacaklar. Yine barbarlıklarını yapacaklar ataları Akhalar gibi… 1915 den beri hazırlanırlar fırsat kollarlar bu saldırı için. Çok kurnaz bir başbakanları “Venizelos” vardır başlarında. Birde Yunan Ordusunun bütün masraflarını karşılayacak olan silah tüccarları milyonların katili Basil Zaharofları. 

Yunanistan Başbakanı
Elefterios Venizelos   
Basil Zaharoff

            İngiltere ve Fransız devletleri zaten koruyucularıdır.

Venizelos ve Basil Zaharof ikilisi Paris Konferansına katılan İngiliz Başbakanı Loyd George Amerika Başkanı Wilson ve Fransız başbakanı Klemanso’yu etkilemeyi başarırlar.

ABD Başkanı

Woodrow Wilson

Fransız Başbakanı

Georges Clemenceau

 

Venizelos’un liderliğindeki Yunan Milliyetçileri, Egenin iki kıyısında kurmayı hayal ettikleri büyük Yunanistan için atılacakları Macera ortamını yakalamışlardır.

Venizelos, Paris konferansından istediği kararı çıkartacağından emindir. 10 Mayıs’ta Paris’ten Yunan Dışişleri Bakanlığı’na çektiği telgrafta “Orduların gemilere binmesi, emrini vermiştir” Zaten donanmaları hazırdı. Bu telgraftan 2 gün sonra 12 mayısta Paris konferansında Yunanlıların Batı Anadolu’yu işgal etmeleri kararlaştırılır. “Konferansta Amerika Cumhurbaşkanı Wilson ile Yunanistan Başbakanı Venizelos da hazır bulunur”

Yunan Ordusunu getiren gemilere İngiliz savaş gemileri yardımcı olur, adeta kılavuzluk yaparlar. Zaten 14 Mayıs günü Amerika, İngiliz ve Fransız savaş gemileri de İzmir’in önüne gelerek Yunan çıkarmasını kolaylaştırmak için hazır beklerler.

Hey Anadolum! Hey Türkiyem! Dünyada hiçbir ülkenin başına gelmemiştir böylesine olaylar. Emperyalist devletlerin desteğinde Emperyalist Yunan politikası Anadolu’yu yakıp yıkmayı amaçlamıştır.

15 Mayısta Yunan Ordusu İzmir’i işgale başlar. “Zito Venizelos” diye bağırmayanları öldürürler.

“Yazar Hasan Tahsin, İşgal kuvvetlerine karşı ilk kurşunu atar ve makineli tüfek ateşiyle şehit olur”

İzmir’in işgal gücünü Amerikan kadın gazeteci Clair Price “Türkiye’nin Yeniden Doğuşu” kitabında (s.127) şöyle anlatıyor:

“Yunan askerleri, konaktan kışlalara yürüdüler ve zaten başlamış olan ateş açma olayları, makineli tüfeklerle kışlaların taranması ile doruğuna ulaştı. İzmir’de kent içinde kışlalarda ve başka yerlerde ya da kentin çevre bölgelerinde öldürme olayları günlerce sürdü”

Ve Amerikalı kadın gazeteci Clair Price’den birkaç cümle daha okuyalım (s.128).

“Bu haberler, Türkleri, Ermenilerin Van’ı yağmalamasından çok daha fazla etkiledi. Çünkü 1915 yılında Enver Paşa hükümeti, hiç olmazsa silahsızlandırılmış bir durumda değildi. İstanbul’da bile Türk kamuoyu, damat Ferit Paşa hükümetine karşı öyle bir öfkeye kapılmıştı ki Galata köprüsüne makineli tüfekler yerleştirildi ve sonunda İtilaf Devletlerinin Yüksek Komiserleri, İzmir’in gerisindeki öldürme olaylarına bir son vermek için Amiral Bristol’un başkanlığını yaptığı, İtilaf Devletleri arasından bir heyeti İzmir’e göndermek zorunda kaldı. Bristol komisyonu, İzmir olayları için doğrudan sorumluluğu saptayan uzun bir rapor hazırladı ve Bay Lloyd George, Bay Venizelos’un talebi üzerine bu raporu örtbas etti”

İşgal hızla yayılır, köyler kasabalar yakılır, efeler direnir.

 

       4. Bölüm :

Anadolu’nun Kurtuluşu

             16 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa 9.Ordu müfettişi olarak ka

rargahı ile birlikte İstanbul’dan Bandırma Vapuru ‘yla  Samsun’a hareket

eder..Samsunlular duymuştur..PAŞA GELİYORMUŞ. MUSTAFA KEMAL GİLOYORMUŞ diye heyacanlanır.Uzak köylerden yola çıkarlar köylüler SAMSUN DA Mustafa Kemal Paşayı karşılamak için.

Halk coşku ile karşılar PAŞA’yı ..Ama Mustafa Kemal Paşa  kendisi

ni karşılayan bir manga askerin silahsız olduğunu görür..Sorar elbette..

Askerler hep bir ağızdan  ‘’İngilizler topladılar’’derler..Bu bir manga askerin içinde Bafralı Halim YAŞAR ‘da vardır.(*)

          Zaten herşeyi İstanbul’dayken daha yola çıkmadan sormuştur paşa..

Bilgisi vardır..Niyeti Vatanı kurtarmak için ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞINI BAŞLATMAKTIR….

19 Mayıs’ta Mustafa Kemal Paşa Samsun’a çıkarak Ulusal Kurtuluş Savaşını başlatır. Yunanistan’ın emperyalist politikaları; Hristiyan halkı ayaklandırmış, Türkü yok etme çalışmalarının bir parçasını sahnelemiştir. Rusya’dan göçmenler, çeteler getirerek asayişi bozmaya çalışmakta yine İngilizlerden yardım görmektedir. Çeteler oluşturmaktadır. Bu konuda Yunanlı yazar, Dr. Georgios Nakracas, Anadolu ve Rum Göçmenlerinin kökeni 1922 Emperyalist Yunan Politikası ve Anadolu Felaketi adlı kitabının, Bafra kazası bölümünde s. 216 da şu bilgileri veriyor:

“1916’dan sonra bölgede gerilla birliklerinin kitlesel bir biçimde ortaya çıkmaya başlaması, 25 Mart 1908 tarihinde Samsun’a metropolit olarak gelen Germanos Karavangelis’in faaliyetine bağlanmaktadır özellikle. Gerilla Savaşını hazırlamakta oynadığı rolü, metropolitin kendisi şöyle anlatmaktadır: “Başlangıçta küçük ve düzensiz olan bu grupları, Makedonya’daki mücadelemizden edindiğim uzun süreli deneyimle, düzenli ve savaşabilir gerilla birlikleri olarak örgütlemeye başladım. Bu birliklerin sayısı çoğaldı. Onların başına bu göreve layık ve savaş deneyimi olan komutanlar geçtikten sonra, bu unvanlar ki onlara ben kendim veriyordum, bu gruplar gerçek askeri birliklere dönüştü. Her biri, taşranın bir bölgesini himayesi ve salt yetkisi altında bulunduruyordu.”

Bafra’nın Nebyan dağlarında toplanan Pontus hayalcisi 25000(Yirmibeşbin) kişi 40 kadar çete reisi ile Bafra köylerini basmakta Müslüman Türkleri öldürmektedir. Çağşur (Esençay) köyünü tamamen yakarlar yüzlerce kişiyi öldürürler.  ÇAĞŞUR (Esençay) yangını ve katliamı hakkında 1917 ve 1918 olmak üzere iki ayrı tarih.olmasına rağmen doğrusu 1917 ‘dir.

Tarih ve rakamlarda birkaç farklılık olmakla birlikte Yunanlı yazar Dr. Georgios Nakracas aynı kitabında bu katliama yer vermiştir. Bir bölümünü aynen naklediyorum:

“15 Ağustos 1919 tarihinde, Otkaya Meryem Ana Panayırı günü, 12000 kadar Hıristiyan çeteci, Türkleri yanıltmak için çoluk çocuklarını da yanlarına alarak, gece saatlerinde Türk kasabası Çağşur’a aniden saldırıya geçerek, 1000 Türk askeri ile 400 kadın ve çocuğu öldürdü. 800 asker, Jandarma ve sivili yaraladı ve 400 evi  yaktı. Uğradığı yıkım nedeniyle kasaba yıllar boyu ikamet edilmedi. Şunu da söylemek gerekir ki, kıyım ve yıkım, Bafra piskoposu Zenon Agritelis’in liderliğinde ve dualarıyla gerçekleştirildi” (Dr. Nakracas’ın öldürülen ve yaralanan Türk askerleri ile ilgili verdiği rakamlara katılmıyorum. Canlı tanıklarla, yaptığım görüşmeler ve araştırmalarım sonucunda Çağşur’u az sayıda asker ve gönüllünün savunduğu kanaatine vardım)

Bafralılar Mustafa Kemal Paşa’nın örgütlenme çalışmalarına katılarak “Bafra Müdafaa-i Hukuk Derneği’ni kurarlar. Kuruculardan Hacı Hafız Mustafa Önder, Mustafa Kemal Paşa ile Havza’da görüşür.

Kolaylı Hacı Hafız Mustafa ÖNDER

 

23 Nisan 1920’de “Türkiye Büyük Millet Meclisi” açılır. Artık Anadolu’nun bir sahibi vardır. Anadolu’nun meclisi vardır. Anadolu’nun dört bir yanından vatanı kurtarmak, Yunanı kovmak isteyen yiğitlerin toplanacakları düzenli bir orduları vardır. Her köyden, kasabadan toplanır Anadolu Yiğitleri. Mustafa Kemal’in askeri olurlar.

Bafra’nın Kolay köyünden, Kuşluğan köyünden, Komşupınar köyünden ve diğer köylerden gelen yiğitler toplanırlar Bafra Askerlik Şubesinde. İçlerinden biri vardır ki yeni evlenmiştir. Birgün önce evlenmiştir. Düğün davulu hâlâ çalmaktadır Kolay’da. Bu cesur Yiğite “Gadoğon Osman” derler. Kadıoğlu dede oğlu Osman’ın düğününü yapmış ertesi gün atını ve silahını vererek kolay’dan düğün davuluyla uğurlamış askere: Mustafa Kemal’in emrine…

OSMAN DİNLER

 

Gelenler arasından yaşı küçük olanları askere almazlar. Bunlardan biri de Kolaylı Topal Osman’ın Mehmet’tir (Öztürk). “Yaşın tutmuyor alamayız seni” derler. Halbuki; Mehmet Öztürk aylardır siperlerde Kolay’ı müdafa edenler arasındadır.

7’den 70’e bütün Türk halkı vatanı kurtarmak için savaşmaktadır.

22 Haziran 1920’de Yunanlılar İngiliz desteğinde saldırıya geçerek Bursa’yı ve İzmit’i alır. Fakat 1921’in 6-10 ocağında ve 23-31 Martında İnönü’de iki defa yenilgiye uğrarlar. Artık Türk Ordusu saldırıları püskürtür. Yorgun bir halkın şahlanışı bütün dünyayı şaşırtır.

İki zafer kazanmış Türk Ordusu Yunanlıları korkutur. Anadolu Halkı da yiyeceğini, giyeceğini Orduya bağışlayarak Ulusal imeceye katılır.

7 Haziran 1921 günü T.B.M.M.’de Bafralıların Orduya 4 ton tütün hediye ettiği açıklanır. İki gün sonra İki Yunan gemisi İNEBOLU’ya gelir.ANADOLU’ya sevkedilmek üzere gelen silahların teslim edilmesini isterler.’’Bütün İneboluların ortak çabası ile gelen silah ve cephane,birkaç saat içinde tepelerin gerisine taşınıp korunur.Silah ve cephanenin teslim edilmemesi üzerine Yunan gemileri İnebolu’yu bombalarlar’’

13 Haziran’da yani ikinci İnönü zaferinden iki ay onüç gün sonra Yunanistan Kralı Konstantin savaşı yönetmek için İzmir’e gelir.

Kralları da gelmiş Anadolu’yu parçalamaya, Türkü yok etmeye. Oysa Anadolu Yiğitleri vatanı korumak için özgürlük için savaşıyorlar. Elbetteki Vatanı korumak için ölenler kazanacak savaşı. Kovacaklar işgalci emperyalistleri.

5 Ağustos 1921’de Mustafa Kemal Paşa’ya T.B.M.M. tarafından Başkomutanlık yetkisi verilir. 23 Ağustosta Yunanlılar saldırır. TÜRK ORDUSU şiddetle karşılık verir.Savaş hergün şiddetlenerek devam ederken 30 Ağustos günü Bafralı yiğitlerden Kara Kurtça MEHMET ağır yaralanır.Alın şu çıkımı götürün Mustafam’a der.Bir mendile sarılmış birkaç lirasını uzatır köylüsü Hüseyin AK’a ..Ve ÇALTEPE’DE gözlerini yumar.. 22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Muharebesi 13 Eylül’de Türk Ordusunun zaferiyle sonuçlanır.

Kolaylı Kara Kurtça MEHMET’in Şehitlik Belgesi.

 

YIL 1922

1922 yılı içinde düşmanlara son darbeyi vurmak için Büyük Taarruz’a hazırlık yapıldığı günlerde yani Büyük Taarruz’dan 79 gün önce Yunan gemilerinden oluşan bir filo, Samsun’a gelir.  Samsun’a çıkarma yapabilmek için  şanslarını bir daha zorlarlar.Yunan amiral  Samsun limanında bulunan Amerikan U.S.S Sands zırhlısı kaptanı Ghormley ile Samsun valiliğine bir mektup göndererek silahların toplanmasını yunanlı subayların denetiminde yakılmasını ve Samsun’da bulunan bütün yabancıların dışarı çıkarılmasını ister.Samsunlu idareciler Ankara ile yani MUSTAFA KEMAL PAŞA ile temasa geçerek yunan isteklerini ret ederler. Yunanlıların amacı,Samsundaki Hristiyan vatandaşları yani Rum diye tanımlanan Osmanlı vatandaşlarını ayaklandırmak,Samsuna asker çıkarmak,Samsun’u İzmir gibi işgal etmek ve Ankara’yı kuzeyden meşgul ederek zayıflatmaktır.Bu gemiler içinde Yunanlıların meşhur gemisi Averoff zırhlısı da vardır.Amiral gemisi de Naxos zırhlısıdır.Yani güçlü bir filo gelmiştir.Samsunlular karşı koymaya hazırlanır.Hiçbir yabancının Samsundan dışarı çıkmasına izin vermezler.Hatta U.S.S Sands zırhlısı komutanı kentdeki Amerikalıları bile alamaz.Ve Samsun kent içinde 2000 den fazla Rum diye bilinen Hristiyan vatandaşlar da vardır. Demekki soykırım olmamıştı.Ama Emperyalst ülkelerin beslemesi Pontuslu Çetelerle karşılıklı çatışmalar oluyordu..

 Yunan Amiralının istekleri yerine getirilmeyince İşte ogün yani, ‘’7 Haziranda Yunan savaş gemileri Samsun’u bombolar.4 Türk ölür,birçok ev yıkılır,onbin tenekeden fazla gazyağı yanar’’.

Bu olay üzerine Ziya GÖKALP  sekiz kıtalık ‘’KARA DESTAN’’şiirini yazar ve 26 Haziranda Küçük mecmua dergisinde yayınlar. Bu şiirin ilk on kıtasını okuyalım:

KARA  DESTAN

Dinleyin mü’minler,Kara Destan’ı:

Lloyd George kandırdı yine Yunan’ı

Samsun’a geldi bir deniz sırtlanı:

Top attı bir açık limana karşı!

                     Çocuklar,kadınlar,silahsız erler

                     Harbe karışmazken,değilken asker,

                     Ey vahşi İngiliz denen bu ejder

                     Ateşler saçtı kız kızana karşı!

Samsun’u yaktırdın güldü dudağın,

Hem Türk’ü, hem Rum’u sarmış tuzağın,

………Ziya GÖKALP’in dediği gibi Hem Türk’e

 hem Rum’a tuzak hazırlarlar.Aslında Karadeniz’ de yaşayan Hristiyanları düşünmezler..Onları maşa olarak kulanırlar..……..

 Ağustos ayında, Anadolu’dan gelenler, Egelilere yardıma koşanlar ulu komutan Mustafa Kemal’in emrini beklerler.. Ve beklenen emir verilir.

26 Ağustos sabaha karşı Türk Ordusu “Büyük Taarruza” başlar. Aynı gün Türk bayrağı dikilir “Tınaz Tepe’ye”.

27 Ağustosta Yunan Ordusu bozulmaya başlar.

Ağustos’un kızgın sıcağında top sesleri, kurşun yağmuru altında hızla ilerlerken Anadolu Yiğitleri Hatıpın Mollanın Mehmet (Önder) ağır yaralanır. İlk yardımı yanında omuz omuza çarpıştığı köylüsü koca imamın Mustafa yapar. Mehmet Önder ağır yaralıdır bir bacağı kopmak üzeredir.Savaş alanında ilk müdahale yapıldıktan sonra KONYA--ADANA hastanelerine gönderilir.

KOLAYLI GAZİ KOCA İMAMI MUSTAFA ( FERİDE SEVER’İN ANNESİ VE BABASI MUSTAFA , MEHMET VE KASIM SEVER’İN DEDESİ VE NİNESİ )

KOLAYLI GAZİ MEHMET ÖNDER

(OĞULLARI ; EMEKLİ EMNİYET MÜDÜRÜ KAZIM ÖNDER , MUSTAFA ÖNDER , NURİ ÖNDER , MEHMET ÖNDER , NAZIM ÖNDER VE ZİYA ÖNDER’İN BABASI )

Tüm Anadolu yiğitleri beş gün durmadan saldırırlar düşman üstüne. Taarruzun beşinci günü Yunan Ordusu bozguna uğratılmıştır.

Anadolu yiğitleri yorgunluk bilmez, durmaz, dinlenmez saldırır da saldırır düşman üstüne.

  • Al bu kurşunları İzmir’e girdiğiniz için.
  • Alın bunları Ege köylerini yaktığınız için
  • Bunlar da Bursa’ya verdiğiniz acılar için derler. Sıkarlar kurşunları düşman askerlerine…

Bafra’lı Yiğitler de: Kolaylı Hasan – Hüseyin ikizler (AK), Hüseyin Tekin, Gadoğon Osman (Dinler) Ali Gök, Kara İbrahim, Kıvrağan Dursun, Değirmencinin Dursun, Kör Hasan, Yukarı Yazıdan Ali, Aşağı Yazıdan Abdu, Koca İmamın Mustafa ve Buruncadan ve Kuşluğandan ve diğer köylerden gelenler…

GAZİ HÜSEYİN TEKİN

GAZİ HÜSEYİN AK

GAZİ HASAN AK

 

  • Alın bu kurşunları Esençay (Çağşur) köyümüz için…
  • Alın bunları Düzköy için…
  • Alın bunları da yetim bıraktığınız yavrular için…derler. Sıkarlar da sıkarlar kurşunları.

Omuz omuza hep birlikte atılırlar ileri. Hedef İzmir’e varmaktır. Vatanı kurtarmaktır.

30 Ağustos günü yok olmak üzeredir Yunan Ordusu. Sağ kalanlar yaka – yıka kaçarlar geldikleri yere doğru.

Türk ordusu 2 Eylülde Yunan Başkomutanı Trikopis ile 300 subay ve 5000 eri esir alır.

Kahraman yiğitler, Anadolu’nun cesur evlatları hiç ara vermeden, durup dinlenmeden takip ederler Yunan askerlerini. İkinci bir savunma hattı yapmalarına fırsat vermezler. Bu takip o kadar hızlı olur ki; Türk Ordusu İzmir’e kadar 400 km yi bulan yolu 10 günde almıştır.

Türk Ordusu’nun önünden kaçan Yunan askerleri geçtikleri her yeri yakarak İzmir’e gelirler. Tek arzuları bir an önce kaçmaktır. Zaten öyle de olur. Yunan gemileri askerlerini kaçırırlar İzmir’den.

8 Eylül günü akşam üzeri son Yunan askerlerini taşıyan gemiler İzmir limanından ayrılır. Bu gemilerin kalkışına yetişemeyen Yunan askerleri, İngiliz Savaş gemilerine tırmanmak isteyince ellerine sopalarla vurularak denize itilirler. İşte emperyalist devletler işlerine yaramayanlara böyle yaparlar.

9 Eylül günü Türk Ordusu İzmir’e girer. 3 yıl, 3 ay, 24 gün sonra yine dalgalanır “Şanlı Türk Bayrağı” İzmir semalarında.

Aynı gün ZİYA  GÖKALP ‘de ‘’AK DESTAN’’şiirini yazar ve 11 Eylül’de Küçük Mecmua Dergisinde yayınlar:

                                    AK  DESTAN

Dinleyin kardeşler,bu Ak destanı!

Rahman bir fiskeyle ezdi şeytanı:

Kurtardı Yunan’dan esir vatanı..

             Bundan sonra artık sulh yakındır,//Sulhü yapan,bil ki ancak akındır

Bir hafta içinde ele geçti bak:

Afyon, Eskişehir,Kütahya,Uşak..

İzmir ile Bursa oldu son konak…

               Garbi Anadolu hep geçti ele//Manen alınmıştır Edirne bile..

Bekliyordu bizi İzmir kızları,

O yeşil Bursa’nın ak yıldızları..

Bundandır ordunun çılgın hızları..

   Koşunuz askerler! çabuk varınız!//Bekleyen kızınız,yahut karınız!

Bekliyordu kumral başlı çocuklar,

Yollarda gözleri yaşlı çocuklar:

--Nereye ey samur kaşlı çocular?

----Askere su verir,yara sararız.//Babamız gelmiş mi diye ararız…

---Şüphesiz gelmiştir babalarınız.

Sevinsin zavallı analarınız..

Yeniden olcak şen yuvalarınız..

       Millet size açtı şevkat kucağı,//Daima tütecek Türk’ün ocağı..

Üzümden taşacak yine bu bağlar,

Bağlarda dolacak yine bu dağlar..

Şimdi Türk’tür gülen,düşmanlar ağlar..

       Kesildi yârinden yadların eli// Yine Türk’ün oldu İzmir güzeli…’’

Tüm Anadolu’dan toplanan Yiğitler; Kurtuluş Savaşı’nın simgesi olan güzel İzmir’i kurtarmıştır.

3200 sene önce Troya’ya yardıma gelenler gibi koşmuşlar ve bu sefer kovmuşlardı düşmanı. Troyalıların öcünü almışlardı.

Ve (Büyük Atatürk’ün Dumlupınar Savaşı’ndan sonra “Dumlupınar’da Yunanlılardan Troyalıların öcünü aldık” dediği söylenir).

5. Bölüm:

Savaştan Sonra Eve Dönüş

KOCATEPE’DEN GELEN EMANET

Vatanı kurtaran Yunan’ı denize döken Troyalıların öcünü alan kahramanlar bir süre sonra köylerine dönmeye başlarlar.

1924’ün baharında Bafra’lı süvariler, Kurtuluş Ordusunun Yiğitleri de Bafra’ya gelirler. Haber Kolay’a da ulaşır. Kolaylılar Kızılırmağın kıyısına koşarlar; Düzköy’ün karşısına. O zaman Kolay’a yol yokmuş. Bafra’dan Düzköy’e kadar gelinir, Kayıkla karşıya Kolay’a geçilirmiş.

BAFRA KOLAY KÖYÜ ( MAHALLESİ )

 

Kadın – erkek, çoluk çocuk yürüyebilen, ayakta durabilen herkes gelmiş ırmak kıyısına. Bağrışmalar, haykırmalar, ağlamalar sevinç gözyaşları dökülüyor daha yiğitler karşı kıyıdayken.

Ve kayıktan ilk atlayan, toprağa basana koşuyor herkes… Çocuklar bağırıyor:

– Babaaaaa… Sen misin?

Analar bağırıyor:

– Oğul! Oğul Sen misin?

Yedi yaşındaki Fadime elinden tuttuğu dört yaşındaki kardeşi Mustafa’yla kayıktan inen herkese koşuyor “Baba… baba…” diye. Kayık birkaç sefer yapar. Karşı kıyıda kimse kalmaz. Sarmaş, dolaş ağlamalar devam ederken, kavuşmuşken analar oğullarına, Yavrular babalarına… Fadime’yle Mustafa da sarılır birbirlerine ağlarlar. Ortalık biraz yatışınca Fadime’yle Mustafa’nın ortada kalması gibi, geriye dönmeyenlerin yayılmaya başlar kara haberleri. Daha yanık çıkar sesler.

Yürek acısı, oğul acısı, evlat acısı yakar gönülleri. Ağıtlarla, çığlıklarla yavaş yavaş yürür kalabalık Kolay’a doğru.

Gazilerden Akdayıların Hüseyin Ak ve ikiz kardeşi dururlar birden…

–Karakurtça’nın emaneti var”

derler. Bir mendile sarılmış birkaç lirayı çıkarır Hüseyin cebinden.

–İşte… Derler…

–Fadime’yle – Mustafa onun çocukları.

Gösterirler en arkadan ağlayarak gelen iki kardeşi. Bütün kalabalık durur. Çıt çıkmaz birden. Anlatırlar Hasan-Hüseyinler, Karakurtça’nın öldüğünü. Verirler Fadime’ye babasının emanetini. Çocuklar sevinir. En arkadan gelirken koşmaya başlarlar. Herkesten önce köye ulaşıp babaannelerine “Babamız bize para göndermiş” diye sevinirler, köy içindeki evlerine yaklaşırken. Kapı önünde bekleyen babaanne “Vah! Yavrum öldü demek ki” diye haykırır. Çocuklar o zaman anlarlar babalarının gelmeyeceğini… Yavaş yavaş dolar evlerinin önü hısım akrabalarıyla… Zaten köy hep akrabadır birbirine. Sevinçler – acılar iç-içe bir gün yaşanır Kolay’da.

ŞEHİT ( KARAKURTCA ) MUSTAFA MEHMET KILIÇ’IN KIZI

Fadime KILIÇ ASLAN

( KURTCA ASLAN VE SEYDİ AHMET ARSLANIN ANNESİ )

ŞEHİT ( KARAKURTCA ) MUSTAFA OĞLU MEHMET KILIÇ’IN OĞLU

MUSTAFA KILIÇ

( MERHUM KURTBEY KILIÇ , MURAT KILIÇ ve HATİCE KILIÇ AYGÜN’ÜN BABASI)

 

Binlerce yiğit şehit düşer Kurtuluş Savaşı’nda; Oğluna-kızına özgür bir ülke bırakmak uğruna. Yetim büyür Fadime’yle – Mustafa. Fadimeler, Mustafalar, Aliler, Ayşeler, yetim kalanlarla doludur Anadolu…

 

BİR SOFRADA ÜÇ NESİL – DÖRT NESİL

Mustafa Kemal Atatürk, 29 Ekim 1923’de Cumhuriyeti ilan ederek Türk halkına en büyük armağanı verir. Zaferi Cumhuriyetle taçlandırır. “Yurtta Barış, Dünyada Barış” diyerek milletin yaralarını sarar, huzur içinde yaşamasını sağlar.

Hititlerden günümüze Anadolu bir saldırıya uğradığında, Anadolu’da yaşayanlar hep birlikte savunmuşlar Anadolu’yu. Anadolu’da siyasal birliğin dağıldığı zamanlarda bile, birlik ve beraberlik içinde hareket etmiştir Anadolu halkı.

Ve Anadolu halkı bin yıldan beri ilk defa Cumhuriyet Döneminde; dede, oğul ve torun üçlüsü bir sofrada yemek yemiştir. Türk Halkı bin yıldır ancak Yüce insan Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesinin ışığında; evinde, köyünde ve kentinde yaşlanmanın mutluluğunu yaşar.

KOLAYLI GAZİ HÜSEYİN AK VE AİLESİ

( MERHUM MEHMET AK , MERHUM SEBAHAT AK-ÖNDER(ikiz kardeşi HASAN AK’ın kızıdır), MERHUM ALİ AK , MERHUM ZEKAİ AK )

( RESİMDE OLMAYAN DİĞER ÇOCUKLARI İSE ; HATİCE AK- AKGÖZ VE BİRSEN AK- ÖZTÜRK )

Gazi Hüseyin AK çocuklarına özgür bir ülke bırakmanın mutluluğunu yaşadı.

  ALİ AK

23 NİSAN 2018

NOTLAR

[1] Birgit Brandau- Hartmut Schickert ,Hititler,Çeviren:Nazife Mertoğlu,Arkadaş Yayınevi,Ankara,Mayıs 2004,s.229.;İlhan Akşit bu tarihi M.Ö 1296 olarak vermektedir.Bu yazının  Ekim 2004 ‘de ilk yayınlanmasında aynı tarih yazılmıştır. İlhan Aksit, Hititler, Sandoz Yayınları No: 2, 1981, (s. 82)

[1] Mahfi Eğilmez, Anitta’nın Laneti, OM Yayınevi, İstanbul, 2001. (S. 116 ve 119)

3- Birgit Brandau- Hartmut Schickert ,a.g.e ,s 258. İlhan Aksit ise bu tarihi M.Ö 1280 olarak verir. a.g.e. s. 82

[1] Mahfi Eğilmez a.g.e. (s.168)

[1] İbrahim Güzel, “Akhalardan Mektup Var”. Radikal Gazetesi, 14 Ağustos Perşembe, s. 4 (Troya’nın “Wilius” M.Ö. 15-13 yüzyıllara ait Hitit devlet yazışmalarında adı sıkça geçen Willius ülkesi olduğu kanıtlandı. 2003

[1] İlhan Akşit, Batı Anadolu Mitolojisi ve Troya Efsanesi, Fatih Yayınevi Matbaası, 1979, İstanbul. s. 61 ve 99.

[1] İlhan Akşit, Batı Anadolu Mitolojisi ve Troya Efsanesi, Fatih Yayınevi Matbaası, 1979, İstanbul. s. 61 ve 99.

[1] İstiklal Harbi Gazetesi, Hazırlayan: Ömer Sami Coşar, Yeni İstanbul Yayınları, 19 Mayıs 1919.

[1] Esrarengiz Avrupal Zaharoff, Çeviren: Cem Muhtaroğlu İletişim Yayınları, İstanbul. 1991.

[1] Kemal Anadol, Büyük Ayrılık, Doğan Kitapçılık A.S. İstanbul, 2003.

[1] Asım Bezirci, İnceleme ve Şiirlerle Türk-Yunan Dostluk ve Barışı, Milliyet Yayınları, 1987.

[1] Asım Bezirci, İnceleme ve Şiirlerle Türk-Yunan Dostluk ve Barışı, Milliyet Yayınları, 1987.

[1] Clair Price,Türkiye’nin Yeniden Doğuşu, Çevirmen: Bilal Çölgeşen, Yenihayat Kütüphanesi, 7. 1. Basım 2003 (s.127-128). Kitabın orijinal adı: The Rebirth of Turkey, by Clair Price, 1923 Nevyork. 

[1] Clair Price,Türkiye’nin Yeniden Doğuşu, Çevirmen: Bilal Çölgeşen, Yenihayat Kütüphanesi, 7. 1. Basım 2003 (s.127-128). Kitabın orijinal adı: The Rebirth of Turkey, by Clair Price, 1923 Nevyork.

[1] Dr. Georgios Nakracas, Anadolu ve Rum Göçmenlerin Kökeni, 1922 Emperyalist Yunan Politikası ve Anadolu Felaketi, Batavia Yayınevi, Selanik 2000. Belge Uluslar arası Yayıncılık, İst. Şubat 2003.

[1] Ali Ak, Kurtuluş Savaşı Yıllarında Bafra, Samsun, 1983. S.20

[1] Dr. Georgios Nakracas, a.g.e. s. 218. Yılmaz KURT’’,PONTUS MESELESİ’’,T.B.M.M BASIMEVİ,ANKARA 1995.S,204’de 31.10.1917’den sonra ve5.11.1917’den önce göstermektedir çizelge içinde;.ALİ AK a.g.e.,s.20’de 1917 ve 1918 olmak üzere iki ayrı tarihe ulaştığını belitmektedir.

[1] Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, III.cilt, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1995 – Ankara, s. 484.

[1] TurgutÖzakman,1881-1938,Atatürk-Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Kronolojisi,Bilgi Yayınevi,4.Basım,Ankara 2015,s.119-120.

[1] Orhan DURU,Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye’nin Kurtuluş Yılları,Milliyet YAYINLARI,1978,S.169-179’ arasından özetlenmiştir

[1] Turgut Özakman,a.g.e ,s.140

[1] Devrin Yazarlarının Kalemiyle MİLLİ MUCADELE VE GAZİ MUSTAFA KEMAL 11,Hazılayanlar:MEHMET KAPLAN-İNCİ ENGÜNÜN-BİROL EMİL-NECATİ BİRİNCİ-ABDULLAH UÇMAN,KÜLTÜR BAKANLIĞI YAYINLARI/379/ATATÜRK DİZİSİ/3,S.884-885.                     

(*) Mustafa Kemal Paşa’yı Samsun’da karşılayan bir manga askerin içinde bulunan Bafralı askerin adı:

Halim YAŞAR’dır...1.7.1901 Doğumlu olup Mutarekeden sonra Bafra’da ‘’Son Umudumuzsunuz diye

Yetiştirilenlerdir.Merhum Nihat YAŞAR’ın babasıdır..

 

-Gazi Mehmet Önder ile ilgili bilgileri oğlu Emekli Emniyet Müdürü Kazım Önder’den , Resmini ise oğlu Nazım Önder’den aldım. Ayrıca bu konularda en küçük oğlu Ziya Önder ile zaman zaman yaptığımız çeşitli sohbetlerden yararlandım.Gazi Mehmet ÖNDER’in bacağı param parça olmuş kopmak üzeredir.Doktorlar bacağı kesmek istemezler ..Çok gençtir diye kurtarmaya çalışırlar.Samsunlu bir doktor lime lime olmuş yaralı bacağını diker Kahraman Mehmet ÖNDERİN.

Mehmet Önder iyi olduktan sonra İzmire Bölüğüne Birliğine gider..Arkadaşlarının çoğunun şehit olduğunu öğrenir..Kurtuluştan sonra da İzmir de bir süre kalırlar..Köyü KOLAY a döndüğnde hep anlatır bunları..  İŞTE BÖYLE KURTULMUŞ BU VATAN..