BAFRA TARİHİ
Ali Ak

BAFRA TARİHİ

BAFRA TARİHİ

               En Eski Tarihçesi

               Bafra’nın tarihi M.Ö 4300 yıllarına kadar uzanır.

               Bafra’nın İkiztepe Köyünde bulunan “İKİZTEPE HÖYÜĞÜ” ilk yerleşim yerlerindendir.

               İkiztepe’de M.Ö 4300 yıllarında başlayan yerleşim, M.Ö 1700’lere kadar kesintisiz devam etmiştir.

               Bafra ve çevresinde adı bilinmeyen en eski Bafralılar İkiztepelilerdir.

 

Bafra’da adı bilinen aynı zamanda Karumu da olan en eski şehir veya Beylik-Krallık ZALPA’DIR.

               Adı bilinen en eki BAFRALILAR ise KAŞKALAR’dır.

               Üç ayrı Kaşka grubu vardı:

               1-Batı Kaşkaları, Kızılırmak’a dökülen Gökırmak’ın kuzeyinde yerleşmiş olup Pala-Tummana ülkesini tehdit etmekteydiler.

               2-Doğu Kaşkaları, Kelkit vadisinin kuzeyinde yaşıyor olup,  ülkeleri Azzi-Heyaşa'ya uzanıyordu.

               3-Merkez Kaşkaları, Kızılırmak ile Çekerek ırmakları arasında yaşamaktaydılar.

Kaşka ülkesinin güneyinde Kızılırmak yayı içinde başkenti Hattuşaş olan “Hatti Devleti” bulunuyordu. Zaten o devirde Anadolu’ya Hatti ülkesi deniliyordu ve M.Ö III.bin yıldan gelen bir zenginlik içindeydi.

               Anadolu’nun bu zenginliğine Mezopotamya’da kurulan Akad İmparatorluğu (M.Ö. 2350-2150) krallarından Naramsin göz dikmişti. Ekonomik çıkarlarının korumak için Hatti ülkesine yani Anadolu’ya saldırmıştı.

               Hatti ülkesinde siyasi birlik olmamasına rağmen içlerinde Turki Kralı “İlşa Nail”in de bulunduğu 17 şehir devleti Hatti Kralı Pampa’nın liderliğinde birleşerek Anadolu’yu savunmuşlardı.

               Savaş sonrasında Anadolu’da ticaret kesintiye uğrar. Bu açığı M.ÖII. bin ‘in başlarında Asurlu tüccarlar kapatır. Asurlu tüccarlar kervanlarla gelerek Anadolu’da ticaret yaparlar.

M.Ö 1950 yıllarından sonra ise “Ticaret Merkezleri oluştururlar. Böylece de Anadolu’da 200 yıl sürecek olan “Asur Ticaret Kolonileri Çağı “ başlamış olur.

               Asurlu tüccarların oluşturduğu bu ticaret merkezlerinin büyüğüne KARUM, küçüğüne VABARTUM deniliyordu.

               Karumların en büyüğü Kaneş'tekiydi. Hattuş, Prushattum, Kussar ve ZALPA’daki Karumlarda Kaneşte'ki otoriteye bağlıydı.

               Asurlu tüccarlar Anadolu’ya yazıyı getirmişlerdi. Halk aydınlanmıştı. Ancak halkı borçlandırıyor, borçlarını ödeyemeyenlerin mallarına el koyuyorlardı. Borçlarının mallarıyla ödeyemeyenler ise köle oluyordu.

               Bir kral vardı ki Asurlu tüccarların ülkesine girişine izin vermiş ancak halkın borçlanmasını yasaklamıştı. Halkı koruyordu.

               Bu kral KUŞŞARA Kralı Pithana’ydı.

               M.Ö 1750’lerde Kültepe Pazar yeri Orta Anadolu’daki pek çok yerleşim yeriyle birlikte bir yangınla son buldu.

               Kuşşara Kralı Pithana ve oğlu Anitta tarih sahnesindeydi. Pithana Neşa’yı (Kaniş-Kültepe) aldı. Oğlu Anitta başkenti buraya taşıdı.

               Anitta, Hatti beyliklerini birer birer alıyor Anadolu Birliğini kuruyordu. Hitit Devleti belirmeye başlamıştı.

               Anitta M.Ö 1700’lere doğru Hattuşaş’ı ele geçirmiş, yakıp-yıkmış, yabani otlar ektirmiş, lanetlemiş ve buraya yerleşimi yasaklamıştı. Sonra da Karadeniz’e kadar uzanmış Zalpa’ya saldırmıştı. Büyük bir dirençle karşılaşmış ama sonunda ZALPA BEYLİĞİ’Nİ almıştı.

               Anitta kendisine karşı en çok direnen ZALPUVAŞ Kralı Huzziye’yi esir almış, başkentleri Neşa’ya götürmüştü.

               İşte İkiztepe’de M:Ö 4300’lerde başlayan yerleşim bu yıllarda son bulmuştu.

               Zalpa kenti ve özelliklerle yakınındaki Nerik, kültür ve din açısından Hititler için çok önemliydi.

               Anitta’dan bir süre sonra aynı soydan gelen Labar’na eski Hatti başkenti Hattuşaş’ı (M:Ö 1650-1620) devletin başkenti yaparak “Hitit Devleti”ni resmen kurdu.  Kendisine de Hattuşalı anlamına gelen Hattuşili adını verdi.

               Hattuşili daha sonra ZALPA üzerine yürüdü ve aldı.

               Ama hangi Zalpa! Suriye’de de bir Zalpa vardı….

               Nitekim Hattuşili’nin hem kuzeye sefer yaptığı hemde Suriye’ye gidip Zalpa’ya hücum ettiğini ve ardından Alallah’a karşı hareket ettiğini düşünmek mümkündür.

               Hititler kuzeye doğru genişlemek Nerik, Zalpa’yı ellerinde tutmek isterler. Bu şehirlerin güvenliği için yaptıklarının baskılarda, saldırılarda karşılarında hep Kaşkaları bulurlar.

               Kaşkalar Tarih Sahnesindeydi.

               Çobandılar, özgür yaşıyorlardı. Hitit saldırılarının püskürtüyorlardı.Vatanlarının koruyorlardı. Topraklarına sahip çıkıyorlardı. Topraklarının tarihini yazıyorlardı. Belki de Hititlerin ilk saldırısında esir giden atalarının intikamını alıyorlardı.

               Kaşkalar “Devamlı olarak Hareket halindeydiler. Hayvanlarına otlak bulmak zorundaydılar. Kızılırmak’ın doğusuna doğru, Perşembe-Ordu yöresine kadar hareket ettikleri gibi, Kuzey Anadolu dağlarının bir kale gibi kullanıp güneye Orta Anadolu’ya doğru açılmaya çalışıyorlardı. Aynı zamanda bağımsız 12 kabile halinde dolaştıkları ve yerleşik olanlarında varlığı bilinmektedir.

 

               Hititlerin Kaşka ülkesine yaptıkları saldırışlar Hattuşili’den sonra da devam eder. Kaşkalar da karşılık verir. Karşılıklı saldırılar hiç kesilmez. Her Hitit kralı tahta çıkışında Kaşkalar üzerine sefer yapar.

                Hititlere göre; Kaşkalar yabanidir. Çobandır. Tanrı tanımaz, dinsizlerdir. İşte Hititler Kaşkaları böylesi aşağılayıcı bir üslupla anlatırlar yazdıkları tabletlerinde.

               Kaşkalar Hitit kralı 1.Hantili zamanında  M.Ö 1550- 1525 yıllarında Nerik şehrinin yakıp yıkarlar. Kaşka saldırıları ve baskınları Hattuşa’ya kadar uzanır.

               Hititler Kaşka saldırılarına karşı Hattuşa’nın çevresine surlar çekerler.

Nerik şehrinin kaybı Hititlere çok acı verir. Çünkü her Hitit kralı her yıl baharda Nerik şehrinin ziyaret etmektedir.

               Hititler iki yüz yıl boyunca Nerik şehrinin alamazlar. Bu durumda Kaşkaların savaşçılığını ve gücünü gösterir.

               Hatta Hitit kralı 1. Arnuvanda tanrılarından Kaşkaları cezalandırması için (M.Ö 1400-1375) eşiyle birlikte dua eder.

               Bu dua tarihe Arnuvanda-Asmunakal’la duası olarak geçer.

               Her Hitit kralı Kaşkalar üzerine yaptığı seferleri tabletlere yazdırır:

               Kral Şupliluma, “Kaşkaları yenip krallığıma bağladım.” der.

               II. Murşili’den sonra Hitit tahtına oturan Muvattalli (M.Ö 1290-1272) Kaşkaların üzerine kardeşi Hattuşili’yi gönderir.

               Hattuşili görevini başarıyla tamamlar. Nerik şehrini alır. Kaşkaları kazanmayı başarır. Beşyüz yıldır barış görüşmelerine yanaşmayan Kaşkalarla barışı sağlar. Hititlerin kuzey ülkesinin valisi olarak imar faaliyetlerine girişir.Ancak Kaşkalar ,Hitit Devletinin yıkılışına kadar her fırsatta saldırıya geçerler ayaklanırlar.

               Hitit-Kaşka ilişkileri çok ilginçtir. Yazdıkları tabletlerde; hem Kaşkaları aşağılarlar hem de Hititli kadınlarla evlenmelerine izin verirler. Bazen de bazı şehirlere bile girmelerini yasaklarlar.

               Kaşkalar yazı dili olarak Hititçeyi kullanırlar. Hititçe, Kaşkalar arasında yaygındır. Bu durum Hitit devletinin de işine gelir. Gizli haber almada faydalanırlar.

 

                                   KAŞKALAR KADEŞ SAVAŞINDA

 

               KaşkalarKadeş Savaşı’na katılmışlardır.

               Hitit kralı Muvattalli kardeşi Hattaşili ile birlikte büyük bir orduyla Mısır’a sefere çıkar. Hitit ordusuna Hitit İmparatorluğu’na bağlı krallıklar ve beyliklerde katılır. Bunlar arasında Wilusa (Troya) krallığı ve KAŞKALAR da vardı.

               Mısır Firavun’u II. Ramses’de ordusuyla birlikte Suriye’ye doğru ilerler. İki ordu “12 Mayıs 1274”de Kadeş’de savaşır. Savaş Hititlerin üstünlüğüyle sonuçlanır.

               II.Ramses zafer kitabelerine savaşı Mısırlıların kazandığını yazdırır. Yine aynı kitabelerde Hititler tarafından savaşan ülkeler arasında KAŞKALAR da yazılmıştır.

               Adı bilinen en eski Bafralılar yüz yıllar boyu düşman oldukları Hititlerin yanında Anadolu için savaşmıştır.

               Hitit kralı Muvattalli savaş sonunda başkent Hattuşa’ya döner ölümünden sonra oğlu kral olur. Ancak amcası Hattuşili’yle yaptığı taht kavgasının kaybedince Mısır’a sürgüne gönderilir.

               Hattuşili kral olunca  (III. Hattuşili) Mısırla diplomasiyi kullanarak barış yapmaya çalışır. Karşılıklı gidip gelen elçiler başarılı olurlar.

               Devletler hukuku alanında dünyanın ilk antlaşması M.Ö 21.11.1259 da Hititlerle Mısırlılar arasında gerçekleşir. Anlaşma gümüş tabletle yazılır. Yazılı metinde Hitit kralı III. Hattuşili ile kraliçe Puduhepa’nın mühür baskıları da yer alır.

                Antlaşmaya göre, Hitit devletiyle Mısır devleti tüm zamanlarda aralarında savaşmayacaklardır.

               Mısır tarafından Kadeş Savaşı’nı da Kadeş Barışı’nı da yapan II. Ramses’dir. Hitit tarafından ise savaşı yapan kral II. Muvattalli barışı yapan III. Hattuşilidir.

Hititlerle Mısırlılar arasında barış III. Hattuşili’nin kızının Mısır Firavun’u II. Ramses’le evlenmesiyle daha da pekişir. Bu düğün M.Ö 1259’dan hemen sonra gerçekleşir.

               Anadolu’nun kızını Mısır’a gelin götüren düğün alayında Kaşkalar da vardır. Kaşkalar için bu durum onur vericidir. Yani adı bilinen en eski BAFRALILAR düğün alayıyla Mısır’a gitmişlerdir.

Hititlerin Yıkılışı ve Kaşkalar

 

               M.Ö 1230’lardan 1220’lere doğru Hitit İmparatorluğu içinde iç isyanlar baş göstermiştir. Aynı yıllarda Yunanlıların ataları 1000 gemi ve 100.000 kişiyle Anadolu’daki Troya şehir devletine saldırır. Savaş 10 yıl sürer ama Hititler iç ayaklanmalarla uğraşmaktan Troya’ya yardıma gidemezler.

               M.Ö 1200’lere doğru Anadolu’da kıtlık büyük sıkıntı yaratır. Bu yıllarda Mısır’ın Tahtında Merentpah oturmaktadır (M.Ö 1213-1203). Anadolu’ya gemiler dolusu buğday gönderir. Kadeş Savaşı binlerce insanın ölümüne sebep olmuştur. Kadeş Barışı ise açlıktan ölmek üzere olan binlerce insanın yaşama bağlamıştır.

               M.Ö 1190’larda gelindiğinde Anadolu’da kıtlık devam etmektedir. Bu kıtlık döneminde Boğazlar üzerinden Anadolu’ya göçler başlamıştır. “Ege Göçleri” veya “Deniz Kavimleri Göçleri” diye bildiğimiz bu göç hareketleriyle aç-açık insan toplulukları kalabalıklar halinde Anadolu’ya ulaşırlar. Her tarafı yağmalar, yakar ve yıkarlar. Hititler zor durumda kalır. Kaşkalarda bu fırsatı değerlendirerek saldırıya geçerler. Göç hareketleri ve Kaşkaların saldırısı sonucunda Hitit imparatorluğu yıkılır. Hititler güneye doğru çekilirken Kaşkalar da Orta Anadolu’ya yayılır.

                İşte böylece Bafra’nın tarihine 500-600 yıl damgasını vuran Kaşkaların öyküsü de son bulur.

               (Bundan sonra Anadolu’da 450-500 yıl sürecek olan karanlık bir dönem başlayacaktır.)

 

Birgit Brandau,-HelmutSchickert, a.g.e. s.259.

 

                                          ALİ  AK

                                          EMEKLİ  ÖĞRETMEN / BAFRA

 

Ekrem Memiş, İkinci Tarih Boyunca, Tarih Kongresi Bildirileri. 1-3 Haziran 1988, Samsun, 1990, s.107.

Mahvi Eğilmez, Anitta’nın Laneti, OM Yayınevi, İstanbul, 2001, s.90.

Kevser Taşdöner, Hitit Tarihinde Kaşkaların Rolü ve Önemi Yüksek Lisans Tezi.

Birgit Brandau-HermutSchickert, a.g.e. s.229.

İlhan Akşit, Hititler, Sandoz Yayınları, No:2, 1981, s.82 ; Ali Ak, Bafra Haber Gazetesi, Hititlerden Günümüze Anadolu Birliği, Ekim 2004, s.9.

İlhan Akşit, a.g.e. s. 82.

Birgit Brandau,-HelmutSchickert, s. 258.

 

Ekrem Memiş, Eski Çağ Anadolu Medeniyetleri Tarihi, 2006, s.12-13; Hadiye Yılmaz Arşiv Belgeleri Işığında Pontus Meselesi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2008,  s.1 (Dipnotu (5) Ekrem Memiş Ekler, Belgelerle Türk Tarih Dergisi, sayı:42, Agustos 1968, s. 66.

Ekrem Memiş, a.g.e. Ali Ak Haber55, yıl:2, sayı:6, Ağustos 2006, s.45 (Bafra’nın Tarihi Eserleri Üzerine);

               Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Raci Temizer, Yıl:1981;

               Anadolu Uygarlıkları (2) eki, Milliyet Sanat Dergisi, 1980;

               Kemal Kopuz, Geçmişten Günümüze Bafra, Samsun,2002, s.27’de Ali Ak Bafra’nın Tarihi Eserleri Üzerine.

HİTİTLER, ISABELLA KLOCK- FONTANILLE (Türkçesi: Nuriye Yılmaz, Mayıs 2005- Ankara, s.14.)

Koloni Çağında Anadolu’da Yaşayan Halk, Kevser Taşdener, s.31.

Prof. Dr. Veli Sevin, Anadolu Arkeolojisi, Der Yayınlar, 2003, İstanbul, s.158.

Veli Sevin, a.g.e. s.58; Birgit Brandau-Schickert, Hititler. Çeviren: Nazife Mertoğlu, Arkadaş Yayınevi, Ankara, Mayıs 2004, s.22.

Mahvi Eğilmez, Anitta’nın Laneti, OM Yayınevi, İstanbul, 2001.

HİTİTLER, STEFANO DE MARTİNO, İtalyaca’dan çeviren, EndizÖzbayoğlu, Dost Kitapevi, Ağustos 2006, Ankara, s.34.

Birgit Brandau-HermutSchickert, a.g.e. s.22.

STEFANO DE MARTİNO, a.g.e. s.38.

-Birgit Brandau – HermutSchicter, Hititler adlı eserlerinde bu konuda şunları yazarlar:

“Hattuşili, Marasantiya’nın Karadeniz’e döküldüğü yere yaptığı seferi…

Daha sonra Zalpa’ya yürüdüm ve onu yok ettim.Kentin tanrılarını (tanrı yontularını - Ç.N) ve üç arabasını Arianna’nın Güney Tanrıçasına çıkardım. Gümüş bir boğa ile gümüş bir ritonu (kutsal sunu kabı) Fırtına tanrısının tapınağına çıkardım. Diğer tanrıları Mezulla [Güneş Tanrıça’sının kızıl tapınağına çıkardım.]

Ekrem Memiş, Eski Çağ Anadolu Medeniyetleri Tarihi, s.121.

Ekrem Memiş, a.g.e. s.121.


Özhan Öztürk, Karadeniz Tarihi, Kaşkalar, Ocak 6, 2018. (ozhanozturk.com/2018/01/06/Kaşkalar).


İkiztepe, Samsun Kültür Müdürlüğü, 2009.