Asiyeler nasıl kurtulacak?
Vural Dilmaç - Damla Damla

Asiyeler nasıl kurtulacak?

“Asiye nasıl kurtulur” oyununu hem tiyatroda, hem sinemada izlemiştim. Garibim Asiye feleğin tokadını yiye yiye sonunda zengin ve itibarlı bir kadın olur, ama geçmişin acılarını hiçbir zaman üzerinden atamaz.

 

“Asiye nasıl kurtulur” oyununu hem tiyatroda, hem sinemada izlemiştim. Garibim Asiye feleğin tokadını yiye yiye sonunda zengin ve itibarlı bir kadın olur, ama geçmişin acılarını hiçbir zaman üzerinden atamaz.

         Yıllar önce yurdumuz üzerinde esen özelleştirme kasırgası yüzlerce kamu kuruluşunu yerle bir ettikten sonra binlerce çalışanını toz duman haline getirdi. O kurumlarda çalışan odacısından genel müdürüne kadar hepsi zincirini koparmış mayın gibi durumlarına göre iş aramakla meşguller. Bir erkek için evde oturmak kadar azap verici bir işkence olamaz…

         Özelleştirme furyasından sonra devletten “DEVLET BABA” sıfatı kalktı. Babalık sıfatı özel sektöre devredildi. Özel sektörden de ne baba olur ya! Olsa olsa iskele babası olur. Özel sektör acımasızdır. İşine gelmeyince işçi, memur, müdür demez, hemen sepetler. Bunun örneklerini gördük, görüyoruz.

         Artık özelleştirmede geriye dönüş yok. Dönsen de ne olacak, elde avuçta özelleşecek ne kaldı ki?.. Kapatılan ve satılan kurumlardan tazminat verilerek emekliye ayrılan insanlarımız yine bir derece yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar.

         Yazımızın başında belirttiğim gibi, Asiye bir tane ve o bir oyun. Gerçekte yaşam da bir oyundur, doğarsın, yaşarsın, ölürsün, oyun biter. Burada kastettiğimiz, bu oyunun güzel ve huzur içinde oynanmasıdır.

         Yurdumuzda her ilde aşağı yukarı bir üniversite var, olmayanlarda da mutlaka bir fakülte bulunuyor. Liselerden üniversiteye giremeyen kız ve erkek öğrenci, arıların bal yapmak için çiçek aradığı gibi iş peşinde koşmaya başlıyorlar.

         Üniversiteye girebilen 500 bin öğrenci de mezun olduktan sonra iş bulup bulamayacağı korkusunu yaşıyor. Bu rakamlar her sene daha da katlanacağına göre, bu gençlerin geleceği nasıl garanti altına alınacak?

         Ülkemizde duble yollar yapılıyor, çok güzel… Demiryolları ile ağlar örülüyor, fevkalade bir durum.. Hava limanları yapılıyor, alkışlanacak bir çalışma. Yalnız uçakların motor gürültüsü vatandaşın mide gurultusunu bastırabilecek mi?..

         Sonuç olarak söylemek istediğim şu: halkın tenceresi boş ise, cebindeki para aybaşını getiremiyorsa; Türkiye’ye ne yatırım yaparsan yap, hangi kanunu değiştirirsen değiştir, halkın umurunda bile değildir.

         İlk defa bireylere ekonomik garantiyi vereceksin, sonra da siyasetle uğraşmasını ve sandık başına gitmesini isteyeceksin. Toplumun arzularının özü de budur işte.

DİĞER YAZILAR