TOPRAKTAN UMUDU KESMEK…
Vural Dilmaç - Damla Damla

TOPRAKTAN UMUDU KESMEK…

Vaatlerin havada uçuştuğu, karşılıklı hakaretlerin saman parçacıkları gibi seçim meydanlarına serpiştiği kader günümüzün sonlarına yaklaşmış bulunuyoruz.

Damla Damla
Vural Dilmaç
TOPRAKTAN UMUDU KESMEK…

Vaatlerin havada uçuştuğu, karşılıklı hakaretlerin saman parçacıkları gibi seçim meydanlarına serpiştiği kader günümüzün sonlarına yaklaşmış bulunuyoruz. Hiçbir partinin programında ülkemizin ana temasını işleyen bir madde göremiyoruz. Yıllar önce Türkiye dünyada kendine yeterli olan, yani kimseye muhtaç olmadan karnını doyurabilen yedi ülkeden biriydi. İktidara gelen partilerin çiftçiye arkalarını dönmesi, sorunları ile meşgul olmaması, üreticinin yurtdışına gitmesine, yurt içinde büyük şehirlere yerleşmesine sebep olmuştur. Yurdumuzun yüzde yetmiş beşini teşkil eden çifti sayısı bugün yüzde yirmibeşlere inmiş durumdadır. Üreticinin bir yıl emek vererek yetiştirdiği ürünlerin elde kalması, borçların ödenemeyişi, üreticiyi topraktan soğutmuş ve işlediği toprakları terk etmek zorunda bırakmıştır.
İktidarda olan her siyasi parti yahut partiler ülke kalkınmasını teknolojinin gelişmesine bağlamışlar, karayolu, demiryolu, hava yolu, deniz yollarının gelişmesi ile gelişmiş dünya ülkelerinin seviyesine geleceğimize kendilerini inandırmışlardır. Bu tezler doğrudur, fakat işin esası unutulmaktadır. 75 milyon halkımız demiryollarının demirini, uçakların kanatlarını kemirerek mi karınlarını doyuracaklardır?
Yine iş dönüp dolaşıp toprağa geliyor… Hükümetler biz çiftçiye ucuz kredi veriyoruz diyorlar, yani borç veriyorlar. Üretim olmayınca borcu kim ödeyecek? Sonunda toprağını satıp borcunu ödeyecek, hep kulağımızı ters tarafından gösteriyoruz. Üreticiye kredi yerine ürettiği malın satış garantisini vermek gerekir. Türkiye yedi bölgesi olan bir ülkedir. Bu bölgelerde neyin yetiştiğini Ziraat Bakanlığı bilmektedir. Türkiye’nin ihtiyaç fazlası olan ürünlerinin pekâla dış ülkelere pazarlama imkânı vardır. Dünyada 174 ülke olduğuna göre bu ülkelerin 10 tanesi ile yapılacak gıda anlaşması ile Türk üreticisinin elindeki ürünü az çok para edecek, üretici de banka kıskacına girmeyecektir. Bugünkü durumu ele alalım; fındık üretirsin elde kalır. Narenciye üretirsin dalında çürür, tahıl ürünleri para etmez. Bu şartlar altında üreticiyi toprağa nasıl bağlayacaksın?
Siyasi partiler hayatlarının trajedisini oynuyorlar, aşırı ekonomi, aşırı hürriyet, aşırı insan hakları, aşırı ekonomi rahatlığı, vaatlerinde bulunuyorlar, ama toprak anayı düşünen kimse yok. Toprak olmayınca, ne demokrasi olur, ne insan hakları olur. Haçlı seferlerinden şu ana kadar insanlık bir karış toprak için halen savaşıyor, biz ise şehre göçü cazip hale getirmek için, yeni yerleşim birimleri açmak için planlar uyguluyoruz. Birkaç sene sonra seksen milyonluk bir ülke olacağız. Bu kadar insanın karnı ne ile doyacak? Utanmadan, sıkılmadan yurtdışından buğday mı, mısır mı, pirinç mi ithal edeceğiz? Topraktan soğutulan köylümüz artık bahçesine soğan, kıvırcık, sarımsak dahi ekmediği gibi, tavuğu bile temizlenmiş olarak marketten almaktadır.
Bu saydıklarım ülkemiz için çok üzücü tablolardır. Köylümüze “Al Toprak Ananı Git” diyemezsin. Uzun lafın kısası köylümüzü tekrar toprağına bağlamak ve toprak anayı sevdirmek için tam destek şarttır; bu da çiftçinin ürettiği mahsulünü  yurtdışına
ve yurtiçine ihraç etmesini sağlamak  için devletin alt yapı yatırımlarını  oluşturması lazımdır.
 

DİĞER YAZILAR