Evet, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan Barselona şehrini hemen ROMA seyahatinin ardından, kaldığım üç gün içerisinde dünyada eşi benzeri olmayan yapıları görmek muhteşemdi. Bir de eski bir futbolcu olarak meşhur Camp Nou stadını görmeden gelmek hiç olmazdı.
Her şeyden evvel Roma ziyaretinden sonra muhteşem Roma İmparatorluğuna ev sahipliği yapmış İtalya'dan çok daha düzenli ve temiz bulduğumu söylemeden geçemeyeceğim. En basiti, havaalanından çıktığınızda şehre ulaşmak için çeşitli toplu taşıma araçlarının yanında sizi dolandırmaya hazırlıklı taksi şoförleri ile karşılaşmak Roma'da mümkünken, Barselona'da sizi son derece düzenli, temiz ve güvenilir taksi servisleri karşılıyor. Eminim, İtalya için bu ve buna benzer hikâyeler duymuşsunuzdur, ancak bunu lütfen bir uyarı olarak kabul edin ve her zaman iyice soruşturun. Neyse, biz gelelim esas hikâyemize.
Öncelikle, Katalonya’nın baş şehri olarak kabul edilen Barselona denince ilk akla gelen isim Mimar Antonio GAUDI'dir. Gaudi'yi anlatmadan önce, Katalan kimdir ve Katalonya neresidir? kısaca bilgi vermek istiyorum. Ancak, tabii ki serde futbol geçmişimiz olduğundan ARDA ' nın takımı FC Barcelona'dan bahsetmeden de geçmeyeceğim.
Katalonya(Katalanca,Catalunya) Katalan halkının yaşadığı coğrafyadır. Avrupa'da İspanya'nın Kuzeydoğusunda yer alan bölgedir. Dilleri Katalancadır. Katalonya' nın başkenti aynı zamanda Katalanların simgesi haline gelmiş ve takımının da ismini taşıyan Barselona şehridir.
Katalanların Kısa Tarihi
Katalonya ilk olarak 1932’de otonomi statüsünü elde etmiş, ancak statü İspanya İç Savaşı’ndan sonra Franco tarafından yasaklanmıştır. 1979’da ikinci bir statü referandumla oylanarak kabul edilmiştir. 2006’da yapılan referandumla ise 1979 Katalonya Otonomi Statüsü, Katalonya özerk yönetiminin yetkisini genişletilmesi kabul edilmiştir.

Şu anda 2006 tarihinde yapılan referandumla Katalonya Özerk Bölge statüsüne kavuşmuştur.
Katalonya' da İlk ve orta düzeydeki okullarda eğitim Katalancadır, İspanyolcanın öğretilmesi ise zorunludur
Katalonya hükümeti, toprakları içerisindeki eğitim, kültür, sağlık, çevre, iletişim, ulaşım, ticaret, güvenlik ve adalet mekanizmalarını yapacağı yasal düzenlemelerle İspanya devletinden bağımsız bir şekilde yapılandırma yetkisine sahiptir. Mossos d’Esuarda adlı kendi polis gücüne sahip olan Katalonya’ da İspanya devletinin istihbarat görevlileri de sınır kaçakçılık ve terör gibi konularda önlem almak üzere görevler yapmaktadırlar.
Antoni GAUDI kimdir?
Antoni Gaudi Hayatı Orta halli bir bakırcının oğlu olarak büyümüş ve hiç evlenmemiştir. Genç yaşlarda mimarlığa ilgi duyarak 1860'ların sonunda, o günlerde hem İspanya’nın en modern kenti, hem de Katalonya’ nın siyasal ve kültürel merkezi olan Barselona’ya gitmiştir. Orada mimarlık almış ve1878'de Mimarlık Yüksekokulu’ndan mezun olmuştur. Gaudi önceleri, okul projelerinde de belirgin biçimde görüldüğü gibi, çok süslü Victoria dönemi üslubuna yönelmiş ancak kısa bir süre sonra yeni bir tasarım anlayışı geliştirmiştir. Yaptığı çalışmalar genel havasıyla İslam ve Hıristiyan tasarım anlayışlarının bir karışımı olan Mudejar üslubunu çağrıştırıyordu. Bu sayfadaki resimlerde farkı görmek mümkündür.
Barselona’daki Bell Esguard Villası (1900-02) ve Güell Parkı’yla (1900-14) kentin güneyindeki Güell Şapeli’nde (1898-y. 1915) “dengelenmiş” (yani içeriden ya da dışarıdan hiçbir destek öğesi olmadan kendi başına ayakta duracak biçimde tasarlanmış) bir strüktür geliştirdi. Gaudi’nin tanımıyla “ağaç gibi kendi başına ayakta duran” bu sistemin başlıca öğeleri, eğik gelen yükleri aktarmak için kullanılan ayak ve sütunlarla ince kiremit levhalardan oluşturulmuş hafif tonozlardı. Güell Şapeli’nin kubbesi bu ilke doğrultusunda, eğik sütunlara oturtulmuştur. Tümüyle eğriler ve dalgalı çizgilerin egemen olduğu her iki yapının da gerek kütleleri, gerek cepheleri, dağlarla denizin buluşma yeri olan Katalonya doğasına göndermeler yapar gibidir.
Gaudi’nin tasarımını 1882'de yaptığı, ama gerçekleştirilmesi için bütün meslek yaşamı boyunca uğraştığı Sagrada Familia Kilisesi’ydi. Gaudi’nin daha 1883'te bu kiliseyi inşa etmekle görevlendirilmesine karşın, yapı onun ölümünden sonra bile bitmemiş inşaası hala devam eden bir yapıdır. (Öldüğünde kilisenin ancak bir transepti ve dört kulesinden bir tanesi bitmişti.) Gaudi bu proje üzerinde çalışırken gittikçe daha çok dine bağlanmış ve 1910'dan sonra hemen hemen bütün başka işlerini bırakarak, kendisini şantiyeye hapsederek orada yaşamaya başlamıştır. Yetmiş beş yaşında, kiliseye akşam duasına giderken, bir tramvayın çarpmasıyla yaralanmış ve kurtarılamayarak ölmüştür.
Yukarıda biraz teknik bilgileri içeren araştırmamız umarım mimar adayları arkadaşlarımıza örnek olur. Şimdi, gezintimize devam edebiliriz. Bunun için size en önemli tavsiyemiz şehir içinde üstü açık iki katlı “Barcelona Bus Turistic” otobüsleri ile “RING” seferleri yapan muhteşem bir organizasyon var. Bu organizasyonun en önemli 2 özelliğinden birincisi, şehrin görülmeye değer yerlerinin yanından veya çevresinden geçerken otobüs içinde temin edilen kulaklıktan birçok dilin yanında TÜRKÇE anlatımının olması. Yani Türkçe olarak da hikâyeyi dinleyebiliyorsunuz. Diğer özellik ise, aldığınız bilet tam gün geçerli olup, düzenli aralıklarla aynı duraklardan geçen otobüsten, ilgili bölgeyi, binayı daha detaylı görmek için inebiliyor ve geziniz bittiğinde indiğiniz duraktan bir diğer otobüsle tura bıraktığınız yerden itibaren devam edebiliyorsunuz.
İşte bu güzel organizasyonla, gene Gaudi' nin, adeta bir masal diyarı gibi tasarlanmış olduğu binaları, dolambaçlı yolları, mozaik desenli merdivenleri, doğası ve ihtişamlı renkleriyle görenleri büyüleyen Carmel tepesindeki Park Güell' e gittik. 1984 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine kabul edilen Park Güell, sadece kendini görmek için değil, muhteşem şehir manzarasını görmek için bile gidilmesi gereken yerlerden birisidir. Ayrıca, Park Güell'in içinde birde Gaudi Müzesi bulunmaktadır. Gaudi' nin çalışma arkadaşlarından Francesc Berenguer tarafından tasarlanan evde Gaudi 1906-1926 yılları arasında 20 yıl boyunca yaşamıştır. Burada farklı işler için tasarladığı ilginç mobilyaları görebilirsiniz.
Pablo PİCASSO(1881-1973): Bir diğer İspanyol sanatçının 3500'den fazla eserlerinin bulunduğu Picasso Müzesi de bilhassa sanatseverler için görülmeğe değer yerlerden birisidir ve Barselona'nın Gotik Bölgesinde La Ribera semtinde yer almaktadır.
Bu arada, Barselona'nın yemek kültüründen de bahsetmeden geçemeyeceğim. Mutlaka iyi lokantada Sangria ile birlikte Paella (Payela) yemeden dönmemelisiniz.
Sangria İspanyol kökenli meyveli bir şarap kokteyli. Tipik olarak içinde kırmızı şarap, şeker, rom ya da votka ve meyve parçaları bulunur.
Payela, bizim milli yemeğimiz “Kuru Fasulye” gibi İspanyolların milli yemeğidir.
Tarifinde yer alan malzemeler hayli çeşitli olsa da İspanyol Mutfağına ait bir halk yemeği olan payela çeşitli deniz ürünlerinin yanı sıra yöreye göre tavuk, av hayvanları, sucuk, sosis gibi ürünlerin de yer aldığı zengin çeşnili bir pilavdan bahsediyoruz. Şimdiden afiyet olsun.
Sırada Barselona'nın dünyaca ünlü 1882 yılında yapımına başlanan ve halen devam eden
bazilikası var. Bu ilginç bina hiç kuşkusuz dünyadaki en alışılmadık tapınaklardan biri olup Barselona’nın ünlü simgelerinden biridir. Doğadan esinlenen simgelerle dolu olan Temple Expiatori de la Sagrada Familia, şehre birçok ölümsüz eseri ile hayat veren ünlü Katalan Mimar Antoni Gaudi’nin en büyük eseridir.
Sagrada Familia’nın yapım çalışmaları 1882 yılında Mimar Francesco del Villar’ın projenin başına geçmesiyle başlasa da Mimar, kısa süre içinde kiliseyi yaptıran vakfın yöneticileri ile anlaşmazlığa düşer ve görevinden ayrılır. Villar’ın yerine 1883 yılında, 31 yaşındaki genç ve yetenekli Mimar Gaudi projenin başına getirilir. Bu tarihten sonra 40 yıl boyunca hayatını bu projeye adayan Gaudi yaşamının son 14 yılını şantiyede yaşayarak tamamlamıştır. Gaudi’nin hayali Avrupa’nın en büyük mabedini yapmaktı. Üç cephesinin doğum, ölüm ve Hz. İsa’nın yeniden canlanışını temsil ettiği taştan bir İncil, 12 havariyi, dört Evanjeliği, Hz. Meryem ve Hz. İsa’yı temsil eden 18 mozaik kubbe ve kule tasarlanmıştı.
Tüm hayatini Sagrada Familia’ya adayan Gaudi 7 Haziran 1926 yılında bir tramvayın altında kalıp hayatını kaybetmiştir. Gaudi’nin ölümünden sonra yalnızca mahzen mezar, doğuş cephesinin büyük bir kısmı, yarım kubbe ve sadece dört kule tamamlanabilmişti.
1950’li yıllarda tekrar başlayan çalışmalar ve tartışmalar günümüzde de devam etmektedir. Bazıları Sagrada Familia’nın, Gaudi’nin anısı olarak tamamlanmadan bırakılmasını savunurken, diğerleri mimarın bu kiliseyi birçok neslin işbirliğini yansıtmak istediğini savunur. Devam eden çalışmalar neticesinde, 1952’den beri sevgi cephesi eklenmiş ve şimdi her birinin 100 metreden daha uzun olduğu tamamlanmış dört kulesi vardır. Mahzen mezarda dekoratif malzemeler ve ayrıca genel olarak maketler, fotoğraflar, planlar, görsel ve orijinal taslaklar ile katedralin geçmişini, günümüzü ve geleceğini gösteren belgelerin olduğu bir müze bulunmaktadır.
Gerçekten görülmeye değer büyük bir eserdir.
Tabi en sona Avrupa futbolunun en önemli devlerinden FC Barcelona'dan birazda bahsetmek istiyorum. İlk kez 1977 yılında gördüğüm asıl adı Camp Nou olup, yaygın kullanımla Nou Camp olarak anılan; F.C. Barcelona’nın iç saha maçlarını oynadığı, bir yandan da Katalanların milli stadı olan Nou Camp, 99.354 kişilik kapasitesiyle Avrupa’nın en büyük futbol stadyumudur. Katalanca “Yeni stad” anlamına gelen Nou Camp’ın tam adı “Estadi del Futbol Club Barcelona”dır.
1899 yılında bir genç bir Katalan grubun ve Barselona'da yaşayan yabancılarla beraber, futbolun İngiltere ve Avrupa'da artan popülaritesinin sonucunda FC Barcelona takımını kurmuşlardır. Çok ilginçtir, kurucusu Joan GAMPER 25 yıl boyunca bu kurumun arkasında olmuş, hem futbolcu, hem teknik direktör ve hem de başkan olarak görev yapmıştır. 1901 yılında ilk lig şampiyonu olmuş ve bunu İspanyol Kral Kupaları yanında UEFA Avrupa şampiyonlukları, süper kupalar olarak yüzlerce kupa kazanmışlardır.
Dünyanın en önemli yapıları listesine aldığımız en farklı yapılardan olan bu büyük futbol mabedini 1977 de İngiltere'de okuduğum yıllarda ziyaret etmiştim. Bu gün ülkemizde çok daha yeni olan yayıncı kuruluşlar, resmi forma satışları vs. O günlerde İspanya'da vardı ve bu gün çok daha gelişmiş ve büyümüş bir sanayi olduğunu gördüm. Her turistik yerden çok daha pahalı (Kişi başı 25 Euro) ödediğimiz biletle Nou Camp Stad Turuna katıldık,
Büyüyen Takıma Yeni Stat İhtiyacı
Dünyanın en başarılı spor takımlarından olan Barcelona‘ nın eski stadı “Camp de Les Corts birçok kez genişletilmesine rağmen ulaştığı 60.000 kişilik kapasiteyi daha aşamayacağı anlaşılınca 1954’te yeni stadın inşaatı başlamış, 24 Eylül 1957’de resmi olarak açılışı yapılmıştır. Sadece merkez stadyum değil hemen yanında 8500 kişilik kapalı spor salonu Palau Blaugrana ve 1982’de eklenen 15.276 kişilik “Mini Estadi” stadyumu da bulunur. Katalanca “Mini Stadyum” anlamına gelen bu sahada da rezerv takım olan F.C. Barcelona B takımı oynamaktadır. Fakat dikkatimi çeken en önemli faaliyet çeşitli ülkelerde futbol okulları açarak kabiliyetli gençleri toplamaları(İstanbul'da bile var), daha da önemlisi, en alt takımdan üst takıma kadar aynı sistemde, aynı disiplinde oynatılan futbolcular üst takımlara terfi ettikçe yabancılık çekmeden takıma adapte olmalarıdır.
İşte yandaki resimler stat turu esnasında çekilen ve çıkışta bir albümle bize verilen resimlerden örneklerdir.
Sağlıcakla kalın.
Bülent ARSLAN
Bu vesile ile tüm dostlarımın, hemşerilerimin 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Kurban Bayramı’nızı en içten dileklerimle kutlarım.